10 Nisan 2014 Perşembe

BİRLİKTE YAŞAMA VE İLETİŞİM KURMA KÜLTÜRÜ

BİRBİRİMİZİ ANLAMAK BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ OLUŞTURMAK

Bugün işe giderken radyoda duyduğum bir habere takıldım haberi size noktası ve virgülüne dokunmadan aktarıyorum; (26.02.2014) Evinin kapısının zilini çalarak kaçtıklarını önü sürdüğü Suriyeli iki çocuğu av tüfeğiyle vurarak yaraladığı iddia edilen şüpheli yakalandı. Alınan bilgiye göre, merkez Seyhan ilçesinde M.K. (21), evinde bulunduğu sırada kapısı çalındı. Kapıyı açtığında kimseyi göremeyen M.K, bu durumun üç kez tekrarlanması üzerine pompalı tüfeği alarak dışarı çıktığında, iki çocuğu kaçarken gördü. M.K'nin, tüfekle ateş açması sonucu Suriyeli oldukları öğrenilen iki çocuğun yaralandığı önü sürüldü. Yaralanan çocuklar, çevredekilerin çağırdığı ambulansla hastaneye kaldırılırken kaçan şüpheli, polis ekiplerince yakalandı. Şüpheli, Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Yaralı iki çocuğun hayati tehlikesi bulunduğu belirtildi.
Değerli dostlar ne kadar tahammülsüz bir toplum olduk. Neden bu kadar gerginiz? Neden birlikte yaşama kültürünü hala öğrenemedik.
Bu konuda biraz tecrübeli ve yaşlı dostlarımızı örnek alabilseydik ne güzel olurdu.
 Dervişin biri hastalanır ve doktora gider. ‘Ne şikâyetin var?’ diye soran doktora derviş, ‘hiç’ diye cevap verir. Doktor ısrar eder fakat bir türlü cevap alamaz. Sonunda yanındaki derviş arkadaşı devreye girerek ‘doktor bey siz ona öyle değil de, neren ağrıyor?’ diye sorun gereken cevabı alırsınız diyor. Allah’tan gelen her şeyi kabullenip şikâyet edilmemesi gerektiği düsturunu alan dervişin meramını anlatması ancak böyle mümkün oluyor.
 Şimdi bu kıssadan günümüzde alacağımız hisseye gelecek olursak; öncelikle birbirimizi anlama ve birbirlerimize katlanma noktasındaki sıkıntılarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor galiba. Birbirimizle yaşadığımız iletişim bozuklukları yüzünden nice yılları heba ettik.
  Sözün özü, bu cennet vatanda o güzel günler için öncelikle birbirimizi anlamak zorundayız. Değerlerimize saygı duyarak birlikte barış içinde yaşama kültürünü geliştirmekten başka çaremiz yoktur. Tüm bu olanlara inat Türkiye de çok güzel şeylerde olmaya başladı. Geçenlerde değerli Dost Güzel İnsan Eğitimci Yazar Ali Erkan KAVAKLI dostumun bir seminerinde bahsetmiş olduğu kitap okuma alışkanlıklarında artış olduğu konusunu merak ettim ve araştırdım.
Aşağıda sizlere sunduğum yeni istatistikleri elde ettim istifade etmeniz dileğimle.



Türkiye'de  2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.
Yıllardır hep altı Türk yılda bir kitap okuyor diye istatistikler vardı.Nihayet bu durumdan kurtulduk.
Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden edindiği bilgilere göre;
2013 yılında 47.352 çeşit (başlık) kitap yayınlandı.
536.259.040 adet kitap üretildi. 75.627.384 nüfusa oranına göre,
2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.
Toplam üretilen kitap sayısının 206.241.635 adedi Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılında ilk ve orta öğretim öğrencilerine dağıttığı ücretsiz kitapları kapsıyor.
Çeşit ve üretimde yüzde 12'lik artış
2012'de Türkiye'de 42.337 çeşit (başlık) kitap yayınlanmış,
480.257.824 adet kitap üretilmişti.
Kişi başına düşen kitap sayısı 6,4’dü.
2013 verileri göz önüne alındığında, geçen yıla göre yayınlanan kitap çeşidinde yüzde 11,6, üretilen kitap adedinde yüzde 12 artış olduğu görülüyor.
Türkiye dünyada 13. sırada
UNESCO verilerine göre Türkiye 2013 yılında 42.337 çeşit (başlık) kitapla dünyada 13. sırada. Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin (IPA) 2013 araştırmasına göreyse Türkiye 1 Milyar 682 milyon Euro ciro ile dünyanın en büyük 13. yayıncılık sektörüne sahip. (NV)
Türkiye Okuyor bu okuma ve okutma işine katkı sağlayan tüm yazarlarımıza ve başta öğrencilerim olmak üzere tüm okurlara teşekkür ediyorum.