14 Nisan 2014 Pazartesi

O Mübarek Cemaat
Mehmet Şevket Eygi | Milli Gazete
14 Eylül 2011 Çarşamba 07:08

O cemaat ihlâslı, sahih itikatlı, musalli (beş vakit namazı dosdoğru kılan) sâlih kardeşlerimizden oluşan temiz ve faziletli bir hizmet grubudur.
Onlar İslam'a, İmana, Kur'ana, Sünnete, Şeriata ve Ahlak-ı İslamiyeye hizmet ederler; bu mukaddes değerleri asla istismar ve istihdam etmezler.
Beş vakit namazı çok dikkat ve itina ile âdâbına ve erkânına riayet ederek cemaatle kılarlar.
Aralarından kim imam olursa başına taylasanlı sarık sarar, sırtına cüppe veya maşlah geçirir, diğer kardeşler arkasında saf olur ve tâdil-i erkâna riayet ederek namaz kılarlar, ardından tesbihat yaparlar.
Onlar bir yandan hizmet, diğer yandan dünya malı toplamazlar.
Sâdat-ı kiram ve Esatize-i İslam gibi hasbeten lillah, muhlisen lillah hizmet ederler.
Haliq için yaptıkları hizmetlerin ücretini mahluqattan istemezler. Kendileri istemeden ücret verilmek istense asla kabul etmezler.
Onlar gölgeler gibi hizmet eder.
Onlar gurur ve kibirle güm güm yere basarak tantana ile davul çalarak hizmet etmezler.
Onlar, şahsî helâl paraları ve servetleri olsa bile lükse, israfa, sefahate sapmazlar; mütevâzı yaşarlar.
Yedikleri basit yemekleri görseniz şaşarsınız. Onlarla zamane adamının karnı doymaz. Onlar zamane adamı, ehl-i dünya değildir, o basit ve yavan az şeyle doyarlar.
Onlar, Peygamberimizin (Salât ve selam olsun ona) "Mü'min bir mideyle, kâfir yedi mideyle yer" hikmetli hadîs-i şerifinin sırrına erenlerdendir.
Onlar ulvî olan dini ve dinî değerleri, süflî dünya çekişmelerine ve tepişmelerine âlet etmezler.
Onlar Müslümanların özel hayatlarını tecessüs etmezler, kimsenin gizli ayıplarını araştırmazlar, öğrenirlerse ifşa etmezler, setr ederler (örter ve gizlerler).
Zaten kendi kusur ve günahlarına üzülmekten, başkalarının noksan, ayıp ve günahlarını göremezler ki...
Onlar Müslümanların ayıpları için karanlık gece gibidir.
Sessiz sedasız, iddiasız, rütbesiz, tantanasız, yaygarasız garip yolcular gibi, tayflar gibi, göze görünmeden ve batmadan, davul çalmadan, nefir üfürmeden, biz şöyleyiz, biz böyleyiz edebiyatı yapmadan hizmetlerini yaparlar.
Ne mutlu onlara.
Bu yazımı okurlarsa dualarını beklerim o kerim hizmetkârların.
Bir varmış, bir yokmuş... Her şey biter... Geriye (varsa) sadaka-i câriye kalır; ihlâslı rekâtlar, kıyamlar, rükular, secdeler, âminler, göz yaşları kalır... Yevme lâ yenfau'da kalb-i selim kalır.
O cemaat ne mübarek cemaattir.
Ah, lâyık olmadığım halde beni de aralarına alsalar...