10 Nisan 2014 Perşembe

SU OLMAK

Şimdi sen "su" oldugunu düsün. Su kadar özel, su kadar faydali ve su
kadar çok, tükenmez... Inaniyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister
çesmelerden dökül, ister göklerden yag, ister nehirler dolusu ak; dibi
olmayan bir kovayi dolduramazsin. Yani Seni dinlemeyenlere sesini
duyuramazsin... Unutma; Daha çok bagirdiginda daha çok dinlenmezsin...
Gürültünün parçasi olursun sadece!.. Suyun yaninda olanlar suyu en az
içenlerdir. Çünkü; "su nasilsa burda, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye"
diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanlarin seni dinlemedikleri
gibi!
 
Ormandaki hiç bir hayvan, irmagin gürültüler koparan yerinden su içmeye
çalismadi simdiye kadar. Hepsi, hep sabahin en sakin anini bekledi; suyun
durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarini
giderdiler; Onlar için en uygun olan, kendi istedikleri zamanda...
 
Sen, hep bir su oldugunu düsün. Su gibi güzel, su gibi yararli, su gibi
vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynagi oldugunu düsün. Ama su gibi
yasatici ol;Su gibi yikici, sürükleyici ve öldürücü degil!.. Sen bir su
ol... Ama rahmet ol; Afet degil ! Su isen tarlalarini basma insanlarin,
yuvalarini yikma, ocaklarini söndürme; Sana "felaket" denmesin! Su isen
bir bardaga sigabil ki; Damarlara giresin!.. Su; Yüce Mevla'nin insanlar
için yarattigi en büyük nimetlerden biri... Unutma; Ve suya benzedigini
unutma. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydali, su gibi lüzumlu ve
su gibi bitmez-tükenmez oldugunu da unutma. Ayrica su gibi sakin
labilecegin gibi, su gibi de "kiyametler" koparici olabilecegini
unutma... Unutma; Senin isin rahmet olmak, afet degil! Vadiler varken
önünde ve ovalar varken, yayilabilecegin; Küçük irmaklara ayirabiliyorsan
kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve
yasayabilirsin dünya dönmesine devam ettigi müddetçe.Yoksa hep
duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçilan olursun seller, afetler
gibi. Tercih elindeydi hep ve hep de "senin" ellerinde olacak... Ya
tutmayi ögreneceksin dilini; veya hiç urmadan konustugun için, sadece
bombos ve anlamsiz sesler çikartan birisi oldugunu zannettireceksin
çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su, degil mi; Düsüneceksin ne
zaman ne söyleyecegini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemedigini, kimin
anlayip anlamadigini. Düsüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarini
anlatabildigini... Hatta anlayanlarin anladiklarinin da senin
anlattiklarinin ne kadari oldugunu düsüneceksin... Ve konusmak için en
uygun zamani bekleyecek, en az ama en uygunkelimeleri seçmeye
çalisacaksin...Ahmak olmayan yolcularin, önceden aldikari biletleri
ceplerinde oldugu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklastiginda,
vapurun kalkacagi iskelede hazir olmalari gibi, sen de fikrini
bindirecegin kisinin "kiyiya yanasmasini" bekleyeceksin!.. Demeyeceksin;
"Ben canim isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek
zorunda!.." Demeyeceksin; "Ben aklima geleni aklima geldigi biçimde
söylerim. Karsimdaki de degil duymak, degil dinlemek,anlattigimdan bile
fazlasini anlamak zorunda!.." Keske öyle olsaydi. Keske hakli olsaydin,
ama maalesef degil...
 
Agzini açip "Selaleden dökülen suyu" içmeye çalisan bir tavsan gördün mü
hiç?.. Veya önüne çikan agaçlari dahi sürükleyen bir selden susuzluk
gidermeye ugrasan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için
suyun durulmasini bekler; Beyni olan her yaratik gibi! Hadi... Sen simdi
"su oldugunu" düsün, ve kendini  "su gibi" hisset... Su gibi özel, su
gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararli... Su gibi hayat kaynagi ve
su gibi bitmez-tükenmez  oldugunu hatirla...
 
Ama yine su gibi "bir küçük bardagin içine"  sigdir ki kendini;
Girebilmeyi ögren insanlarin damarlarina. Hayat ver... Vazgeçilmez ol!!..