7 Nisan 2014 Pazartesi

TOHUMDA ORMANI GÖRMEK
(NEDEN ÇOCUK EĞİTİMİ)

Kim Demiş ki Çocuk Küçük Bir Şeydir
Bir Çocuk Belki en Büyük Şeydir!
Gözler sende be çocuk gönüllerde sendedir
Şimdi yenidünyalar yeni yeni tendedir,
Ey çocuk çabuk büyüde büyüt beni
Tarih millet şu dünya kainat bekler seni. 

Bugünün çocuğu yarının büyüğüdür. Daha farklı bir anlatımla gençler geleceğimiz, göz bebeğimizdir.
Bu nedenle çocuklarımızın iyi yetişmesi, geleceğinin aydınlık olması ve bizden daha iyi şartlarda, mutlu ve umutlu olması için onların eğitimi konusunda üzerimize düşen görevleri eksiksiz yapmalıyız


Ülkemizde sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocukların tam sayısı hakkında bilgi sahibi olabileceğimiz bir veri bulunmamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü verilerine göre çeşitli nedenlerle emniyet birimlerine gelen veya getirilen çocukların sayısı toplamı 84.926’dır. Bunların 2371’i sokakta yaşayan, 3940’ı evden kaçan, 2175’i kayıp, 7026’ısı buluntu, 293’ü terk, 19.200’ü suç mağduru, 49921’i suç işlediği şüphesi olan çocuklardır. Bu çocuklardan 53.634’ü hiçbir madde kullanmamakta, 825’i çözücü, 1839’u yapıştırıcı, 429’u uyuşturucu, 884’ü hap, 3285’i alkol ve 25.803’ü sigara kullanmaktadır

Çocuklarımız yüzlerine bakmaya kıyamadığımız, göz bebeklerimiz, canlarımız, ciğerlerimiz kısacası her şeyimiz. Evimizin neşe kaynağı, umutlarımız, hayallerimiz, kır çiçeklerimiz, taptaze mis kokulu şebnemlerimiz. O saf gülücükleriyle, günahsız melek gibi yavrularımız. İstikbalde neler beklediğini  bilemediğimiz, kestiremediğimiz zavallı yavrucaklar...

Her çocuk İslâm fıtratı üzeri doğar. O yavruyu ana ve babası Müslüman, Hıristiyan ve Mecusi yapar. Çocuk taze beton gibidir. Ne düşse izi kalır. Zaman içinde ana ve babası verdiği inaçla, terbiyeyle, kültürle onu kendine benzetir.

İlk eğitim ailede başlar. Çocuğu yönlendirmek çok kolaydır. Atalarımız “Ağaç yaş iken eğilir.” sözüyle doğru bir tespit yapmışlardır. Çocuk o yaşlarda tam bir taklitçidir. 
Çocuk doğmuş, yaşına yaklaşmıştır. Kaybedecek zaman yoktur. İlk ders bebeğe “Allah (c.c) Bir” demesi öğretilir. Yumuk yumuk elleriyle ne de çabuk öğrenir bunu. Ardından “Allah (c.c) nerede yavrum” derken anne elini kalbine bastırır. Minik yavru bunu da başarıyla taklit eder. Çığlıklar, kahkahalar ardınca gelir. Günler geçmektedir. Küçük bebek yarım yamalak cümle kurmaya başlamıştır. Her gün kelime dağarcığına yeni yeni ilaveler katmaktadır. Papağan gibi ne söylersen tekrar eder.

2 – 2,5 yaşındadır. İlk ders “sübhaneke”dir. Anne azimle yılmadan usanmadan her gün defalarca bunu tekrar eder. Sonuç sevindiricidir. Kısa zamanda bir kaç yanlışla da olsa sevimli yavru bunu da öğrenir. Beyin bomboştur. Kayıt yapmaya hazır bir kaset gibi... Fıtrat kirletilmeden bembeyaz sahifelere güzel şeyler kaydetmek lâzımdır. Uyanık bir ana-baba bilhassa da anne bu zamanı iyi değerlendirir. Sübhaneke’den sonra ihlâs ve Fatiha gibi kısa sureler ezber edilir.

O yıllar, çocuğun, sorularla anneyi babayı terlettiği yıllardır. “Anneciğim, Allah bizi görüyor mu?” “Anneciğim, Allah camide mi?” “Babacığım, Allah senden büyük mü?” Bu sorular karşısında baba şaşırır, anne bocalar.


Eğitim, eğitim yine eğitim! Her şeyin başı ona dayanıyordu. Müslümanın doğumundan ölümüne kadar hayatını İslâm belirliyor, onu başıboş ve sahipsiz bırakmıyordu. Bir ölüm haberi mi alınıyor, hemencecik “İnnâlillâhi ve innâ ileyhi râciûn” dememiz öğretiliyor, “Yarab Senden geldik, yine sana döneceğiz.” deniliyordu.



Yaşlar ilerliyor, hayatın zorluklarıyla karşılaştıkça altından kalkamaycağımız hissine varıp mahzun olunca yine imdadımıza annem bir dua ile yetişiyor “Allah’ım birsin. İsmi Azamsın, ben çok dardayım yardımcım Sensin.” Can-u Gönülden yapılan bu duanın ardından Cenab-ı Hak bir kolaylık sağlayıveriyordu.


Bütün kâinat canlı cansız Allah’ı tespih eder de insanoğlu hepsinden geri kalır. Bu gününü, yarınını, daha ileriki günlerini düşünür. Bilmez ki yaşadığı gündür gün. Zira dün geçmiştir, yarınsa ona erişeceği belli değildir. Ancak gününü değerlendirmesi icap eder.

En büyük kazanç arkada bırakılan hayırlı evlattır. 4 şeyi yapanın amel defteri kapanmayacaktır.
1- Hayırlı evlat, 2- Yol ve köprü, 3- Çeşme ve su, 4- İlim edinmek için kitap yazan kişi.

Bir vakitler adamın biri vefat eder, defnedilir. Her gün azap melekleri gelir ve kötü amellerinden dolayı o kimseye azap ederler. Aylar yıllar geçer. Ölen kişinin oğlu 6 yaşına girmiştir. Besmele çekip elif-be okumaya başlamıştır. O gün azap melekleri adama müjde verirler. “Haydi, gözün aydın olsun, azabın hafifledi. Zira ardında koyduğun oğlun bir hayırlı iş yaptı. Rabbinin ismini ve O’nun kitabından bir harfi öğrendi.” derler. Bu kıssa çocuk eğitiminin önemini gözler önüne seriyor. Dünya ve urbada yüz akımız olacak nesiller yetiştirmek ana gayemiz olmalı. Tek kanatla bir kuşun uçamayacağını kabul eden bizlerin, maddi yönüyle ihya ettiğimiz, manevi tarafı zaafa uğramış bir gençlikten hiç te iyi sonuçlar beklemememiz gerektiğini bilmemiz lâzımdır.

Gelin tomurcuk güllerimizi, menfi rüzgârlara maruz bırakmayalım. Onlar ciğerparelerimiz, onlar yarınlarımız, onları Allah yolunda öyle eğitelim ki, mahşerde bizden davacı olmasınlar.
                                                                                           
                                                                                              HAYIRLI CUMALAR...


                                                                                            SAİT ÖZDEMİR
                                                                                UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN