22 Mayıs 2014 Perşembe

HER SEÇİM BERABERİNDE BİR VAZGEÇMEYİ GETİRİR…
Hayatımızın bir çok aşamalarında  seçimlerle baş başa kalırız. Karar almakta çoğu zaman zorlanabilir. Seçimler iyi bir okul tercihi ile başlayıp, arkasından iyi bir üniversite seçimi, meslek seçimi ve nihayetinde aile hayatını oluşturmak için müstakbel bir eş seçimi ile devam eder…
Aslında seçmek diğerlerinden vazgeçmektir derler. Bence doğru bir ifade Kendimizi dünyada birçok seçim yapmak zorunda gibi hissediyoruz. Üstelik de neyi seçeceğimizi bilmeden. Hangi seçimin bizi mutluluğa, hangisinin acıya taşıyacağını bilmeden; seçim yapmak zorundayız.
Varoluşumuzu gerçekleştirirken hayatın içinde yapayalnız olduğumuzu sanıyoruz. Bir yolun başındayız ve yol ikiye, sonra yine ikiye ve sonra yine ikiye sonsuza dek ayrılıyor ve biz hangi yoldan gideceğimizi bir türlü seçemiyoruz.
Suflörümüz yok. Hangi yolun daha iyi hangisinin kötü olduğunu bilmiyoruz. Ama seçmek zorundayız. Seçmemek de bir başka seçim oluyor. Sonuçta “seçmemeyi seçmiş” oluyoruz. Ne kadar karanlık değil mi? Kötümser bir bakışla varoluşçuların söylemeye çalıştıkları şey de bu. Aslında biz, iki şey seçiyoruz bu yaşamda. Bunlardan biri “İyi bir insan olmak mı,  diğeri kötü bir insan olmak mı?” Hangisini seçmişsek o yönde değişiyor hayatımız. Bunlardan hangisini seçersek, diğer bütün seçimlerimiz de bu kararın sonucunda şekilleniyor. Bazen seçtiğimiz iş eş seçimimizi belirleyebiliyor.
İyi bir insan olmaya karar vermişsek, iyi bir insan oluyoruz. Sonunda ne kadar zor seçimlerle karşılaşırsak karşılaşalım, ilk verdiğimiz karar bütün seçimlerimizi kolaylaştırıyor.


Herkesin hayatında eksik olan bir taraf, eksik bırakılmış bir ihtiyaç elbette vardır. Bazen annemizin eksik bıraktığı bir sevgi ihtiyacımız ya da babamızdan yeterince alamadığımızı düşündüğümüz bir onaylanma… Bazen de yeterince değerli olduğumuzu hissedemeden büyüme, ailenin desteğini hissedememe…
Çünkü kendi annesinden sevgi görmemiş bir anne veya babasından sevgi görmemiş bir baba bize ne kadar sevgi gösterebilir? Kendi babası tarafından onaylanmamış bir baba, bizi nasıl onaylayabilir?
Her insan ancak kendisinde olanı verebilir. “Kendisinde olmayan bir şeyi vermedi!” diye, bir ömür ebeveynlerine öfkelenmeyi de seçebilir insan, ebeveynlerinin verebildiklerini kabul ederek yaşamayı da.
Görüyorsunuz ne kadar kolay aslında seçmek. Bütün seçimlerimiz önce iyi mi, kötü mü olmayı seçmekle başlıyor. Sonrasında olaylar karşısında kabul etmeyi mi, şikâyet etmeyi mi seçtiğimizle şekilleniyor. Kötü olmayı seçmekse tercihimiz, bir ömür boyu şikâyet etmeyi de seçmiş oluyoruz. Ne sonu var, ne de bir getirisi. Yaptığımız her seçimle yeniden kendimiz olmayı seçiyoruz ve olmak istemediğimizi eliyoruz.
Seçiyoruz ve sorumluyuz. Değiştiriyoruz ve yine sorumluyuz ve hepimiz nihayetinde kendimizi seçiyoruz. Her yaptığımız seçimle hayatımızı ve kaderimizi yaşıyoruz.
Seçimlerinizin ve aldığınız kararların sizler için ömür boyu huzur ve mutluluk kaynağı olması temennisi ile.