9 Haziran 2014 Pazartesi

Affetmemenin dayanılmaz ağırlığı
Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:"Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?"Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.  "O zaman" der öğretmen."Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin."öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize lıazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer ki­lo patates getireceksiniz!"
Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patates­ler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle ba­kan öğrencilerine şöyle der öğretmen:
"Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."
Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar: dolmuştur.
Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gi­bi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:
"Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde... Hep yanınızda olacaklar."
Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer gir­mez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:
"Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."
"Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insan­lar tuhaf gözlerle bakıyorlar bana artık." "Hem sıkıldık, hem yorulduk...."
Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi ve­rir:

"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi ce­zalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşı­maya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişi­ye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir."