2 Ekim 2014 Perşembe

ÇOCUK EĞİTİMİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ DÖRT BÜYÜK TEHLİKE
Günümüzde Anne-baba olmak eskiye göre bir hayli zorlaştı. Aileler çocukları ile iletişim kurmakta ve nitelikli beraberlik oluşturma konusunda oldukca zorlanmaktadırlar. Anne –babalara sorduğumuzda çocuklarının kendilerini anlamadığını çocuklara sorduğumuzda anne ve babalarının kendilerini anlamadığını ifade etmektedirler. Günümüzde çocuklara sunduğumuz mutlak özgürlük ve bolluk çocuklarımızda bireyselliğin ön plana çıkmasına, naz ve kapris içinde yetişmesine sorumsuz bir nesil ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
Peki, acaba kim kimi anlamakta zorluk çekiyor anlaşmama duygusunu altında yatan temel sebepler neler açaba isterseniz birazda bunu inceleyelim.

1-Narsizim (kendini çok fazla sevme ve hayranlık duyma)
2-Egozimz (bencillik öncelikle kendisini düşünerek hareket etmek,)
3-Konformızım (rahat yasama)
4-Sıkıntı ve acıya karsı tahammülsüzlük

Narsistik kişiler kendilerini dünyanın merkezinde görür ve başkalarından üstün olduklarına inanır.Modern hayatın bulanık bir sırrı, önce kendimiz ve kendimizi sevmek gerektiğini öğrenerek büyütüyoruz çocuklarımızı. Sizi mutlu eden şey ne ise onun peşinden koşun mesajını vermeye çalışır.(Hedonizm  haz ilkesi)
Her şeyi kendine mal eden, yalnız kendi çıkar ve menfaatini gözetip düşünen kimseler.   Gerek Kapitalist batıda gerekse sosyalist doğu bloğu ülkelerinde çok bariz bir şekilde   egoizm yaygınlaşmıştır. Bunun nedeni Kapitalizmde egoizmin özendirilmesi, Teknoloji inanılmaz noktada. hersey elimizin altında. Ancak bolluk çağında ruh açlıktan ölmekte. Giderek artan bir endişe, yalnızlık ve yasamdan zevk alamama önemli bir sorun haline geldi. Kalabalıklar içinde kendini yalnız hissetme  (Anomi) Sosyal ilişkilerimiz önceki nesillere göre oldukça zayıf. Medya mükemmel olmamız konusunda çok baskı yapmakta, ünlüler güzel ve tasasız kişiler olarak resmedilmektedir.
İnsanlar arzuları olan varlıklardır. Arzular yerine gelirse keyif alır rahat ederiz. Arzular yerine gelmezse rahatsız oluruz canımız sıkılır. Her isteğimizin anında olmasını istiyoruz. Ancak bazı şeyleri elde etmek için zaman ve çalışmanın gerekli olduğunun farkında değiliz. Bu çalışmalar ve harcanan zaman küçük veya büyük rahatsızlıklara neden olabilir. Eğer bu rahatsızlıklara katlanmazsak gelecekte elde edeceğimiz uzun süreli rahatlıktan mahrum kalırız. İnsan anında zevkleri yaşamak ister. Örneğin şimdi al sonra öde sloganı bizim bu zayıf yönümüzden dolayı kullanılmaktadır. Fiyatını sonra ödeyeceğimiz için, alması insana çok zor gelmiyor.
Her şeyin en iyisine sahip olmak istiyoruz. Benim çocuğum hiç bir şeyden mahrum kalmamalı ben görmedim ben yasamadım çocuğum yasasın anlayışı birçok noktada çıkmaza sokmakta. Çok fazla seçeneği olan bir dünyada adım atıyoruz ama çok küçük yaslarda depresyona sokuyoruz onları…
Sabır acıya katlanma; sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, dinin ve aklın gösterdiği yolda sebat etme demektir. Sabır ruhun bir melekesidir. Güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur.

Sabır her faziletin üstünde bir anlam taşır. Sabrın sonu selamettir, kurtuluştur, başarıdır. Sabrın başlangıcı acı sonu ise tatlıdır. Peygamberimiz(sav) buyurdu ki:
''Sabır acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammülsüzlüktür(Buhari)'' 
Konuyu dağıtmadan ana hatlar üzerine problem olarak gördüğümüz şeyler için ne gibi çözüm öneriler sunacağız. Sorunları tespit etmek aslında çözümleri de o sorunların içinde bulmaktan geçtiğini düşünmekteyim.
PEKİ NE YAPMALI..?....
1-Günümüzün anne ve babasına ve adaylara evlilik öncesi eğitimler ve aile eğitimleri uzman kişilerce verilmeli.
2-Çocuklar elektronik bakıcıların kucağına atılmadan onlara zaman ayırmalı, konuşma, sohbet gezme gibi.
3-On beş gün de veya ayda bir aile toplantıları yapılmalı, ilişkiler bakıma ve tamire alınmalı.
4-Disiplin her zamankinden daha önemli hale geldi. Çocuklara her şeyin kontrolü verilmemeli, onlara sınır konmalı ve bu sınırlar konusunda anne ve baba asla tavız vermemeli.
5-Çocukların arkadaş ilişkileri takip edilmeli, kiminle gezdiği, yediği içtiği son derece önemli.
6-Çocuk yetiştirmede aşırı baskıcı ve aşırı hoşgörülü tutum son derece tehlikeli bir model olup orta yol ise son derece eğitimseldir. Sabun gibi mesela. Sabunu çok fazla sıkarsanız ya da gevşek tutarsanız elinizden kayar.
7-Dinin, ahlakın ve merhametin önemi küçük yaslarda yaparak ve yaşayarak onlara tanıtılmalı.
8-Çocuklarınızı alıp huzur evlerini, hastaneleri, hapishaneleri, yetimhaneleri alın gezdirin. Acının, ıstırabın çaresizliğin sıkıntının ne olduğunu ve bunların gerçek bir öğretici olduğunu bilmeleri gerekiyor.
9-Paylaşmanın arkadaşlığın önemi vurgulanmalı, isteklerin sonu olmadığı her şeyin alınamayacağı veya sahip olunamayacağı öğretilmeli.
10-Onlara yerli yersiz iltifatlarla egoları şişirilmemeli, herkesten çok özel olduğu farklı olduğu duygusu uyandırılmamalı.
11-Kapasite ve yetenekleri iyi tanınmalı, akademik başarı üzerinde ısrarcı olunmamalı.
13-Çocuğa bir şey yasaklandı ise muhakkak neden yapıldığı anlatılmalı onun yerine alternatif bir seçenek sunulmalı.
14-Sohbet ve muhabbetin kalktığı yerde suskunluk ve yalnızlık başlar. Çocuklarınızla muhakkak bir öğünde olsa birlikte masa basında yemek yemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.
15-Dede ve ninelerin; bu yorucu ve koşturucu dünyada, aile birlikteliğimizde ve çocuklarımıza destek olmaları konusunda yardımlarını, tecrübelerini almak son derece önemli olduğunu bilmeliyiz…
Sait ÖZDEMİR
Psikolojik Danışman-Yazar