20 Ocak 2015 Salı

ANNE BABA EĞİTİMİ Mİ YOKSA ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ?

Yıllardır Ana baba Eğitimleri veriyorum. Seminer ve konferanslarımda her zaman şu soruları duyuyorum hocam biz bu çocuklara nasıl davranacağımızı şaşırdık.  Hocam bizlerde çocuk olduk ama bunlar gibi anne ve babalarımıza karşı gelmedik onların bir dediğini iki etmedik. Şimdiki çocuklar böylemi siz bir söylüyorsunuz onlar iki siz kızmıyorsunuz onlar size kızıyor.
Anne ve babalığın bir okulu yok mu gidip eğitim alalım.
Ben de onlara aşağıdaki soruları yöneltiyorum;
Çocuğunuz öfkeyle karşınıza dikiliyor ve size meydan okuyor mu?
Onun nereye gittiğini bilmiyor, meraktan çatlıyorsunuz ve gelince de size hiçbir şey söylemek istemiyor mu?
Evde hiçbir şey yapmak zorunda olmadığını, doğmayı kendisinin istemediğini ve bu sebepten sizin ona bakmakla yükümlü olduğunuzu söylüyor mu?
İnanç ve değerleriniz çocuğunuzun inanç ve değerleriyle çatışıyor mu?
İsteklerini yerine getirmediğinizden şikâyet ediyor mu?
Bu soruların hepsine "hayır" cevabı verecek anne-babaların sayısı çok azdır.
Çünkü her çocuğun çeşitli istekleri olur, davranışla ilgili veya hissî problemleri bulunabilir. Meselâ, arkadaşı veya kardeşiyle iyi geçinemez, sürekli yeni eşya veya giyim ister, okul ve ödevler sıkıcı gelir, sizin uygun görmediğiniz kişilerle arkadaşlık eder; hattâ yatma kalkma saati, yemesi, odasını düzenlemesi, hafta sonu ve boş zamanını nasıl değerlendireceği konularında anne-babasıyla anlaşamaz.
Bu tip problemler karşısında siz, ona emirler vererek yönlendirmeye mi çalışıyorsunuz? Uyarıp gözdağı mı veriyorsunuz?
Yoksa nasihat edip, nutuk çekip, çözüm teklifleri sunup, ahlâk dersi mi veriyorsunuz?
Ya da yargılıyor, suçluyor, tenkit ediyor ve aynı düşüncede olmadığınızı mı söylüyorsunuz? Veya ad takarak, alay ederek utandırıyor musunuz?
Yoksa aynı düşüncede olduğunuzu belirtmeyi, övmeyi, her yaptığını desteklemeyi ve güven vermeye çalışmayı mı tercih ediyorsunuz?
Veya onun davranış ve düşüncelerini analiz edip yüzüne karşı yorumlar mı yapıyorsunuz?
Ya da onu oyalıyor, konuyu saptırıyor, sorular sorarak anlatmak istediklerini mi sınırlıyorsunuz?
Bu soruların en azından bazılarına "evet" demek ebeveynlere ters gelmez. Oysa bunlar anne-baba ile çocuk arasında iletişim kurulmasını engeller.
Emir ve yönlendirme, çocuğa duygularının ve ihtiyaçlarının önemli olmadığını anlatır.
O hâliyle kabullenilmediğini iletir.
Bu ise çocuğu kırar, kızdırır ve düşmanca hareketlere sebep olur.
Gözdağı vermek, çocuğu korkak yapar ve küstürür.
 Yerli yersiz ahlâk dersi verilen çocukta suçluluk duygusu uyanabilir.
Hep nasihat etmek ve çözüm teklif etmek, çocuk için, "anne-babam benim çözüm bulma kabiliyetimin olmadığını düşünüyor" anlamına gelir.
Böylece çocuk düşünmeye değil, anne-babasına bağımlı kalmaya yönelir ve aşağılık duygusuna kapılabilir.
Çocuklar nutuk dinlemeyi de, hatalarının yüzlerine vurulmasını da sevmezler.
Bunlar ona, onu küçük gördüğümüz, yetersiz bulduğumuz düşüncesini verir.
Yargılamak, eleştirmek ve suçlamak, çocuklara kendisini yetersiz, aptal, değersiz hissettirir. Tenkit, çocuklarda sevilmedikleri duygusunu uyandırır.
Ad takmak, alay etmek ve utandırmak, çocukların kişiliği üzerinde olumsuz etki yapar. Söylenenin tersini yapıp kendisini haklı çıkarmaya çalışabilir.
Oyalamak ve konuyu saptırmak, onunla ilgilenmediğimiz, saygı duymadığımız ya da reddettiğimiz zannını uyandırır.
Aşırı iltifat da çocuklar üzerinde olumsuz tesire sahiptir.
Sürekli övülen çocuklar övülmediklerinde bunu kabul edilmeme veya yargılanma olarak algılayabilirler. Arkadaşlarının yanında övülen çocuk utanır ve rahatsız olur.
O hâlde ebeveyn olarak ne yapacağız?
Çocuklarla ilişkilerimiz neye dayanacak?
Onları nasıl etkileyeceğiz?
 Bu konuda çok farklı şeyler söylenmiştir. Ama mesele, iki önemli esas üzerine oturtulabilir.
Birincisi, "etkin dinleme" yoluyla, çocuğun açılmasını, duygularını dışa vurmasını sağlamak, onu belli söz ve davranışa iten esas faktörleri anlamak ve çözüm yolunu çocuğun kendisine buldurmaya yardımcı olmaktır.
İkincisi, onunla nasıl konuşacağımızı, düşüncelerimizi ve isteklerimizi nasıl ileteceğimizi bilmek ve ona göre davranmaktır.
Tüm bu düşüncelerden sonra birde  nasıl bir anne ve baba görmek istediklerini onları duygu düşüncelerini yazıya dökmeleri sonucu “GENÇLERİN GÖZÜNDE ANNE VE BABA OLMAK” adlı kitabı yayılama gereği duydum.
Selam ve Dua ile
Hayırlı Cumalar….