8 Ocak 2015 Perşembe

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARA KARŞI EYLEMLER
Öğretmenin bütün çabalarına karşı ister istemez sınıfta istenmeyen davranışlar öğrenme öğretme etkinlikerinin amacına ulaşmasını engelleyici durumlar olabilir. Bundan kaçınmak çoğu zaman olanaksızdır. Ancak istenmeyen davranışların neden kaynaklandığını bilmek bu davranışların düzeltilmesinde öğretmenin işini kolaylaştırır.

Sınıfta herşey normal giderken öğretmen bir anda birden fazla istenmeyen davranışla karşılaşabilir.
Örneğin: Bir öğrencinin defterini ya da masanın üstünü karalamaya başlaması diğer yandan bir başka öğrencinin arkadaşlarına bir şeyler atması, bir başkasının elindeki cep telefonu ile masanın içerisinde oyun oynaması ya da gelen iletileri okuması, bir başka öğrencinin kafasını masanın üzerine koyması öğretmenin karşılaşacağı birden fazla istenmeyen davranışın aynı anda görülebileceği durumlardır.

Bu durumda öğretmen sınıfta istenmeyen davranışları ortadan kaldırırken, diğer taraftanda öğrencileri derse karşı motive etmelidir (Kaya 2002 182-183).

Öğretmen sorun durumunda kendinden emin, güvenli ancak hata yapan öğrencilerin de iyi niyetine inanan bir tutum sergilemelidir; çünkü istenmeyen davranışın değiştirilmesi öğrencinin kişilik değerleri ve öz güven duygularının pekiştirilmesine bağlıdır (Aydın 2000:155).

Öğretmenin sınıftaki rolü öğrencilerin istendik davranışlarına rehberlik etmek, yardımcı olmak, öğrenmeyi kolaylaştırmak ve sınıfta istenmeyen davranışların oluşmasına engel olmaktır (Kaya 2002:183). Sınıfta oluşan istenmeyen davranışları önlemek ve düzeltmek amacıyla öğretmenin uygulayabileceği stratejiler vardır. Bunlar: (Görmezden gelme, Uyarma, Doğru davranışı gösterme, Umursamama, Fiziksel müdahele, Derste değişiklik yapmak, Sorumluluk vermek, Öğrenciyle konuşmak, Okul yönetimi rehberlik servisi ve aile ile iletişim kurmak, Ceza.)

1. Görmezden Gelmek
Bazı davranışlar yoğunluk, süreklilik, yaygınlık göstermeden sadece o anın durumsal  koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan masum öğrenci kusurlarıdır. Bu tür sorunları promlem durumu gibi algılamak  doğru değildir.Ancak öğretmen görmezden geldiği davranışı pekiştirmekten kaçınmalıdır.Böyle bir durumda öğrenci hatalı davranışının öğretmen tarafından onaylandıgı yanılgısına düşebilir. Dogal olarak hata hususunda hiç bir dönüt almayan öğrenci tutumunu  değiştirme gereksinimini duymaz. Bu nedenle öğretmen yüz ifadesini, beden dilini kullanarak davranışı fark ettiğini göstermelidir.

Görmezden gelmek hatalı davranışın farkında oldugunu arşı tarafa esnek bir iletişim diliyle yansıtabilme ustalığının anlatımıdır. Ancak dikkatli kullanılmadığında görmezden gelme yönteminin ciddi sorunlara neden olması mümkündür (Aydın 2000:158.159).
2.Uyarma
İstenmeyen davranışa karşı öğretmenin beklemeden uyarma eğlemine geçmesi önerilmektedir. Aksi halde yanlış davranış sürer. Öğrenci öğretmenin gördüğü halde harekete geçmediğini görürse bundan onay ve cesaret alabilir.Yanlış davranışların vaktinde  görülmesi öğretmenin sınıftan haberdar olduğunu gösterir. (Başar 1999:166).

Uyarma yöntemi kademe kademe gerçekleştirimelidir.Uyarma yönteminden biri vucut dilinin uzaktan kullanılmasıdır.bunuda ilk basamagı istenmeyen davranışı yapanla göz teması kurmaktır.(Başar 1999:166).

Göz Teması
Öğretmen istenmeyen davranışı sergileyen öğrenciyle göz teması sağlayarak öğrencinin yaptığı davranışın farkında olduğunu ve bu davranışını onaylamadığını göstermesidir. Göz teması sonucunda öğrencinin istenmeyen davranışı bırakması umulur. Öğrencinin yaptığı istenmeyen davranışı yanlızca  öğretmen fark  etmiş olabilir ve sınıfın olayın farkına varmasını engellemek için yanlızca göz teması kullanılır. Ara sıra öğretmenlerimiz o  anda müdahele etmeden dersin sonunda konuşmayı tercih etmektedirler. Bu durum sakıncalıdır. Çünkü diğer öğrenciler sorunun farkına vardıklarında istenmeyen sonuçlar ve yorumlar çıkarabilirler (Kaya 2002:183).

Uyarma yöntemlerinden biri öğrenciyle göz teması kurulamadığında vücut dilinin yakından kullanılması olan yaklaşımdır. Öğretmenin fiziksel yakınlığı öğrencinin bu durumu hissedip yanlış davranışı bırakmasına yol açabilir.

Yanına yaklaştığı halde öğrenci öğretmenin farkına varmamış  ve istenmeyen davranışı sürdürüyorsa üçüncü yönteme başvurulabilir. Dokunma, öğretmen varlığını dokunarak duyurabilir. Öğrencinin masasına, eşyasına, omuzuna dokunabilir (Başar 1999:168).
Sözlü Uyarı
Öğretmen istenmeyen davranışla karşılatığında bu davranışı yapan öğrenciyle bire bir iletişimden çok, duruma genel olarak müdahele edebilir. Örneğin: “Sağ köşe, Sol köşe, Arka taraf neler oluyor.” gibi sınıfın tümüne istenemeyen davranışı onaylamadığı söylenebilir (Kaya 2002:184).

Sözel uyarılar farklı anlam ve duygu taşıyan bir sesle yapılmalı ve yumuşak olmalıdır. Kabul edilmeyenin öğrenci değil, davranışı olduğu belirtilmelidir. Öğrencinin,halen daha değerli ve saygıya değer oldugu vucut diliyle kendine iletilmelidir (Başar 1999:168).

Soru sorma ve söz hakkı  verme de diğer bir sözel uyarı yöntemidir.” Şimdi söz sırası sizde.” denerek öğrencinin istenmeyen davranışı bırakması sağlanır (Başar 199:168).
Soru Sorma
Öğretmen istenmeyen davranışı gösteren öğrenciye soru sorabilir. Bu sorular dersle ilgili olabileceği gibi o andaki öğrencinin sorunuyla da ilgili olabilir Örnegin: “Niçin dersi dinlemiyorsun, neden arkadaşlarınla sürekli konuşuyorsun...?vb” gibi sorular duruma göre çogaltılarak öğrenciye sorulabilir. Bir başka yöntemde  öğretmenin yaptığı eylemle ilgili soru sorarak istenmeyen davranış hakkında sınıfı haberdar etmesidir. Böylece öğrencinin yapmış olduğu davranışın bütün sınıfın farkına varması sağlanarak tekrar edilmesi önlenmiş olur (Kaya 2002:184).

3. Doğru Davranışı Gösterme
Öğretmen sözlü uyarı yapmadan önce istenmeyen davranışı yapan öğrencinin yanına yaklaşır ve öğrencinin derse dönmesini sağlar. Örneğin: Öğretmen elinde dergi, gazete, ya da farklı bir kitap okuyan öğrencinin yanına gelerek onları masanın içerisine koyar. Bir başka örnek ise öğretmen masayı karalayan bir öğrencinin yanına gelip elindeki kalemi alıp masanın üzerine koyar (Kaya 2002:185).

4. Umursamama
Ara sıra öğrenciler yanlızca öğretmenin dikkatini çekmek için istenmeyen davranışı gösterir. Öğretmenin istenmeyen davranşı gösteren öğrencilerle  ilgilenmemesi ve istendik davranışı gösterenlerle ilgilenmesi öğrencilerin istenmeyen davranışları bırakmasını sağlıyabilir (Kaya 2002:185).

Öğretmen sınıftaki bazı öğrencilerin sürekli ayakta dolaştıklarını ve bu sorunu bir türlü çözemediklerini anlatıyor. Öğretmenin değişik stratejiler denemesine karşılık bu öğrenciler istenmeyen davranışlarından vazgeçmiyor. Belli bir süre sonra öğretmen stratjini değiştirip ayakta dolaşan öğrencilerle hiç bir şekilde iletişime geçmiyor ve onları umursamıyor. Yanlızca yerinde oturan öğrencilerle muhatap oluyor. Öğretmenin kararl tutumu karşısında öğrenciler sınıfta gezme davranışından vazgeçiyor (Kaya 2002:185).

5. Fiziksel Müdahale
Öğretmenin istenmeyen davranış da bulunan öğrencinin yeri ve ortamının değiştirmesidir. Örneğin: Öğretmen ders anlatırken arka sıradaki iki öğrenci kendi aralarında sürekli olarak konuşuyor. Öğretmen bunların ayrı yerlere oturmalarını isteyebilir ya da birini öne çıkarabilir. Bazı öğretmenler bu durumda öğrenciyi dışarıya çıkarmaktadır ancak öğrenciyi dışarıya atmakla ödüllendirmiş oluruz. İlk ve orta öğretimde öğrencilerin dışarıya çıkarılması yasaktır ve öğretmen bunu yapmadığında idari soruşturma karşı karşıya kalabilir (Kaya 2002:186).

6. Derste Değişiklik Yapmak
İstenmeyen davranış derse ilginin azaldığını ve dersten kopulduğunu gösterir. Ders öğrenci için ilginç olmaktan çıkmıştır. Öğretmenin sınıfı ilginç bir yer yapması gerekir. Dersin düzeni, akış hızı ve yönetsel başarıyla ilgili kararsızlık ve geçikme ders dışı davranışları artırır. Böyle durumlarda ortam, yöntem  ve öğretmen davranişlarının bir kaçında değişiklik yapmak gerekir. Sorunları sınıf etkinliğine katılmayan öğrenciler yaratır ve diğerlerini de etkinliklerden koparabilir. Bu durumda istenmeyen davranışın nedenini ortadan kaldırmak, o öğrencileri sınıf etkinliğine katıcı düzenlemelere baş vurmak gerekir. Sorun siddetlenmiş ders ikinci plana itilmiş, duygu mantığın yerine geçmişse derse bir süre ara vermek gerekir. Ara vermek, sürdürülen etkinliğe ara verip başka uğraşa geçme olabileceği gibi dersi kesip “beş dakika sonra sınıfa geliriz şimdi biraz dışarı çıkıp hava alalım”denip sınıf dışına çıkarmada olabilir (Başar 1999:169).

7. Sorumluluk Verme
Yapılacak bir iş olmadığını düşünen veya işi ona ilginç gelmeyen öğrencinin istenmeyen davranışa yönelmesi doğaldır. Bu durumda ona bir iş vermek işini ilginç olanla değiştirmek yararlı olur. Bunun için öğrenci iyi tanınmalıdır. Özet çıkarma, rapor yazma, kayıt tutma, dersteki sunu surasını yazıp sırası geleni duyurma, araç getirip götürme, karatma ve aydınlatma görevi, kura çektirme gibi sınıf içi yapılabilecek eğitsel kol ve etkinliklerde daha geniş seçeneklerle, öğrencinin işe yöneltilerek istenmeyen davranışı değiştirmede kullanılabilir. Ödev ve görev verme en az karşı gelinen davranışlardandır. Öğrenci bu verilenleri yaparak arkadaşları arasında üstünlük ve beğeni kazanabilir. Yalnız ödevin ceza olarak algılanmamasına dikkat edilmelidir. Görev ve ödev yoluyla verilen sorumluluklar, öğrencinin  kendi davranışını kontrol sorumluluğunu üstlenmesine yardım etmelidir. Bunda öğretmenin inanılan, güvenilen, destekleyen olması önemlidir. Böyle öğretmenler yetkici- serbest bırakıcı olanlardan dahada etkili olmuşur (Başar 1999:169,170).

8. Öğrenciyle Konuşma
Sınıfta sorunu dolaylı yollarla çözme girişimleri istenilen sonuçları vermezse veya sorunun önemi nedeniyle veremiyeceği baştan belli olursa sorunu konuşarak çözmeye çalışmak gerekir. Konuşma ders içinde-dışında, kişiyle-grupla yapılabilir. Konu diğer öğrencilerin de konuşup davranışlarının değiştirmelerine yardımcı olacaksa kişsel olmadan ders içerisinde konuşulur. Olayı kişiselleştirmeden, birey söz konusu edilmeden yanlızca istenmeyen davranış ele alınmalıdır. Bu yöntem henüz davranışı göstermeyen ama eğilimi olanlar üzerinde de etkili olur.  Bunun için baskı ve azarlama değil, davranışın bir kaç adım sonrası gösterilerek bilincine seslenme  metodu kullanılmalıdır. Sınıfta grupla konuşmanın kişiselleşmemesi önemlidir. Bireyin yaptığı istenmeyen davranışla ilgili konuşmak dersi aksatacaksa, sınıf dışında konuşulmalıdır. Öğrenci içinde uygun olacağı bir zamanda, diğer öğrecilerin farkına varmamasına dikkat edilerek öğrenci görüşmeye çağrılır. Bunun için okul yönetici odaları ve rehberlik servisi odaları kullanılabilir. Öğretmen okul dışında bir süre yürüyerek de konuşabilir. Bu yöntenlerden uygun olan öğrencinin yaşı psikolojik durumu,  duygusal hali gibi özellikler gözetilerek seçilmelidir. Örnegin :Ergenlik çağındaki bir öğrenciyle karşı cinsten bir öğretmenin konuşması sıkıntı yaratabilir.

Öğrenciye ders dışında konuşma, diğer öğrenciler yanında alınacak olumsuz tepkilerin sıkıntılarınıda önler. Öğrenci diğer arkadaşları bilmeden, onları ne düşüneceğini kaygı etmeden rahatça konuşabilir. Aynı durum öğretmen içinde geçerlidir. Öğrenciyele yapılacak konuşmanın en kısa zamanda yapılması gerektigini savunanlar aradan zaman geçmesi durumunda, öğrenci davranışının onaylandığı en azından pek olumsuz ğörülmediği düşüncesini verebileceğini ifade ederler. Bu nedenle yanlış davranan öğrenciyle en kısa zaman da konuşulmalıdır. Sınıf dışında konuşmak öğretmene düşünmek plan yapmak için zaman sağlar. Öğretmen ve öğrenci öfleli iseler aradan geçecek zaman soğukkanlılığın kazanılmasına yardım eder. Öğrenciyle konuşmak yanlız bir davranış için değil öğrencinin eylem ve yönelimlerinin tümü için destekleyici nitelikte olmalıdır ( Başar 1999:170, 171, 172).

9. Okul Yönetimi Rehberlik Servisi ve Aile İle İletişim Kurmak
Bazı davranış sorunları öğretmenin okul yönetimi ve rehberlik servisi ile işbirliği içerisinde çalışmasını gerektirir. Esasen ilke olarak öğretmenin her konuda okul yönetimi ve rehberlik servisiyle iletişim kurması beklenir. Ancak sınıf içerisinde oluşan bazı davranış sorunları öğretmen tarafından çözüme kavuşturulabilir. Ne var ki okul içerisinde ve çevrede oluşan şiddet grupların neden olduğu yıkıcı madde bağımlılığı gibi ağır davranış promlemlerinin çözümünde özellikle okul yönetimi sorumludur. Ayrıca devamsızlık, yalancılık, okuldan kaçma gibi istenmeyen davranış yönetiminde öğretmenin kurumsal destekten yararlanması gerekmektedir. Davranış sorunlarının çözümü kollektif bir işbirliği gerektirmektedir. Öğretmenin rehberlik servisinde görevli eğitim uzmanlarıyla çalışma alışkanlığı kazanması öncelikle kendisinin işbirligi içerisinde hareket etmesine bağlıdır. Öğretmen rehberlik servisi uzmanlarıyla sorunu tartışarak, çözüm sürecinde izlenmesi gereken yaklaşımı belirlemelidir. Davranış sorunları gözlemlenen öğrencilerin rehberlik servisi tarafından izlenmesi sırasında öğretmen uzmanlarla görüş alış verişinde bulunmalıdır. Bu aşamada daha önce sorun hakkında bilgilendirilen anne-babanın desteğinden yaralanılmalıdır. Öğretmen rehberlik servisi ve ailenin davranış yönetiminde dayanışma içerisinde hareket etmesi sorunun çözümünü kolaylaştırır. Ancak bunun için tarafların sorunların nedenlerini betimlemesi ve sonuçları hakkında benzer bakış açılarına sahip olması gerekir. Buna göre öğretmen sorunun her aşamasında olduğu gibi rehberlik servisiyle kurulan ilişkiden doğan sonuçları da aile ile paylaşmsalıdır. Aile ile yapılan görüşmede gözlemlenen davranış sorununun niteliği kapsamı yoruma yer vermeyen  nesnel bir yaklaşımla aktarılmalıdır. Taraflar arasında güven duygusunun geliştirilmesi daha çok öğretmenin mesleki yeterliliğine bağlıdır. Bu amaçla öğretmen tutarlı, planlı bir yaklaşım izleyerek sorun çözme sorumluluğunun paylaşılmasıdır. Buna göre öğretmen, rehberlik servisi  ve aile ile görüşmeden önce amaçları gündemi belirlemelidir.

Sorunlu davranışa karşı geliştirilecek önlemlerin belirlenmesinde tarafların anlaşması ve birbirlerine tutarlı davranmaları gerekir. Ayrıca alınan kararların uygulanması ve sonuçların değerlendirilmesi aşamasında karşılıklı görüş alış verişi sürdürülmelidir. Esasen öğretmenin okul yönetimi, rehberlik servisi ve aile ile kalıcı kurumsal ilişkiler içerisinde olması mesleğinin gereğidir. Ancak güvenilir, etkili ve anlamlı bir bağın oluşmasında en önemli faktör öğretmenin insan ilişkilerinde yeterliliğidir (Aydın 2000:162,163,164).

10. Ceza
Ceza öğretmenin öğrencinin istenmeyen davranışına karşılık öğrencinin hoşa giden şeylerden alıkoyması ya da öğrencinin hoşuna gitmeyen işleri yaptırmasıdır. Örnegin: İstemeyen  davranışta bulunan öğrenciyi tenefüse çıkarmama ya da ödevini yapmayan öğrenciye daha fazla ödev verilmesi hoşa gitmeyen işlerdendir. Kısacası ceza alan öğrenci bazı haklardan mahrum olur. Kabul etsek de etmesek de öğrencilerin öğretmenlerin sınıf kontrolü ve yönetiminde ceza kullanmaları bir gerçektir. Öğretmenlerin kullandığı cezalar farklılık göstermemektedir. Çoğu öğretmenlerimiz ğörevlerine ilk başladıklarında cezaya tümüyle karşıdır. Ancak zamanla ceza verenler tarafına geçmektedir. Hatta öğretmenlerimizin çoğunluğu cezaya karşı olmalarına rağmen sınıfta uyguladıklarını ifade etmektedirler (Kaya 2002:186). Ceza istenmeyen davranışa karşı en son başvurulabilir olmalı diğer seçenekler işe yaramadığında düşünülmelidir. Öğretmen cezadan çok önleyici yöntemlere başvurmalı ama ceza vermemek uğruna dersin engellenmesine de izin vermemelidir. Ceza davranışla orantılı olarak davranışın yinelenmesini engelleyecek şekilde uygulanmalı, bunun içinde öğrenci neyi nasıl yaptığı için ceza aldığını bilmelidir. Cezalar istenmeyeni vermek ve istenenden yoksun bırakamak olmak üzere iki grupta toplanır. Örnegin: Sıranın üzerine yazı yazan öğrenciye o sıranın hatta diğer sıraların üstünü temizletmek    istenmeyenin verilmesi türünden bir cezadır. İstenenden yoksun bırakmak dışlama -erteleme şekinde olabilir. Sınıfın ortak bir etkinliğinden, televizyon izlemekten yoksun bırakmak bir dışlamadır ( Başar 1999:174,175).

Cezanın Etkisi
1- Çoğu zaman eğitimciler istenmeyen davranışların engellenmesinde ve istendik  davranışların kazanılması sürecinde cezanın etkisinin boyutunu tartışmaktadırlar. Kısa süreli cezanın etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak psikologlar ve eğitimciler cezanın uzun sürede istenmeyen sonuçlarının olabileceğine dikkat çekmektedirler.Örnegin: Öğretmen tarafından azarlanan bir çocuk okula karşı fobi geliştirebilir.

2- İkinciside model alma gücüdür. Öğretmenin yaptığı bütün davranışlar sınıf tarafından dikkatlice izlenir ve benimsenir. Öğretmenin  sınıfta bir öğrenciyi sert şekilde azarlaması diğer öğrenciler tarafından model alınarak iletişim ve etkileşimde öğretmenin gösterdiği davranış biçimi gösterilir.

3- Üçüncü etkisi de bağışıklık kazanmasıdır. Cezanın tekrarı birey üzerinde düzeltici etkisini kaybettirir. Diğer  bir ifadeyle ilk uygulandığında bireyi rahatsız eden ceza sonradan etmeyebilir.

Ceza vermede uyulması gereken ilkeler
1. Cezaya olabildğince az başvurmak:
2. Ceza nedenlerini açıklamak
3. Öğrenciye alternetif sunarak öğrencinin pekiştireç kazanması sağlanmalıdır.
4. Eğer olanaklıysa istenmeyen davranışı istendik davranış haline getirmek
5. Fiziksel cezayı kullanmaktan çekinmek.
6. Sinirli olundugu zaman cezaya başvurmamak.
7. Istenmeyen davranışın bitimini beklemeden hemen başında cezalandırmak (Kaya 2002:186.188.189).

İSTENMEYEN DAVRANIŞLARA KARŞI  EYLEMLER SIRA DİZİNİ
İstenmeyen davranışlara karşı eylemlerin seçimi eylemin türüne, şiddetine, başkalarını etkileyişine, eylemin amaçlarına ve olası sonuçlarına göre değişir. Yine de bu eylemin bir sıraya göre yapılması gerekir.

Yapılacak her türlü eylemin ilk basamağının anlamaya çalışmak olduğu söylenebilir. Eylemin nedeni ve öğrencinin niyetine uygun yönetimin seçimi buna bağlıdır. Örneğin: Arkadaşıyla konuşan biri için eylem kısa sürüyorsa görmezden gelmekle başlanabileceği gibi, kitap defter getirmeyen için dersten sonra konuşmakla başlanabilir. Eylem sıra dizini izlemede ve eylem seçmede temel kaygılardan biri sınıfın eğitsel işlevini bozmamak olmalıdır. Bir öğrencinin istenmeyen davranışa karşı kullanılan eylem diğerlerini olumsuz etkileyecekse eylem seçiminin ve sırasının uygun olduğu söylenemez. Eylem sıra dizini, sınıf düzenini ve ders akışını en az aksatandan başlanmalıdır. Bu sorunların büyümesini önler, öğrenciye davranışlarını düzeltme sanşı verir. Küstah ve kindar öğrenci engellemelerinde ilk eylem, paniklememek, öfkelenmeden duruma hakim olduğunu göstermek olmalıdır. Bu durumda ilk iş öğrencilere bir görev vererek yapmalarını istemek olabilir. İkinci basamak sorunu yaratanla ilgilenmek olabilir. Bu ilgi sorunu o an için dondurmak ve dersten sonra konuşmak için öğrenciyle yapılan soğuk kanlı bir anlaşma olabilir. Bu öğrenciye davranışlarıyla ilgilenildiğini gösterdiği için ilgi çekme amaçlı eylemler için uygun olabilir. İstenmeyen davranışı yapana onun gibi değil diğer öğrencileri de etkiler, öğretmenin yanında yer almalarını sağlar. Elbette uygun eylem sıra dizininin sonunda okul yönetimine başvurmakra vardır. Sorumsuz davranışlar hemen hemen her sınıfta görülebilir. Bunların çoğunu amaçsız yapan öğrenci de bilinçsizdir. Sorunun kaynağı öğrencinin yetersizliği ise yardım edici güdü yokluğu ise güdü sağlayıcı eylemlere karşı davranışa başlamak gerekir. Okulda seyrekte olsa zorbalık ve kabadayılığa rastlanabilir. Yetişme çağında olan, kimliğini bulmaya, kendini kanıtlamaya çalışan öğrenci bu gereksinimlerini sanat ve spor gibi etkinliklere yöneltilerek karşılanmadığında bunları güç kullanarak karşılamaya girişebilir. Bu öğrenciler çogu kez yalnızdır. Bu durumda sorunun anlaşılmasını sorumluluk verme eylemi izleyebilir. Toplu ceza, alaycı söz, özür dilemeye zorlama, ceza amaçlı ödev, bedensel ceza eylem sıra dizin içerisinde yer almamalıdır. Eylem sıra dizinlerinde olumlu davranışla bitenlerin sonunda ödül verilmelidir. Buna hapı süslendirme veye tatlandırma yöntemi denir. Örneğin: Masaların temizlenmesi bitince bir öykü okuyacağız veya bir şarkı söyleyeceğiz. Öğrenci istenmeyen davranıştan vazgeçince, işte şimdi oldu güzel denilebilir.

KARŞI EYLEMLERDE GÖZETİLMESİ GEREKENLER
İstenmeyen davranışta bulunan öğrenciye karşı eylemde bulunurken, bu eylemin amaçları; öğrenciyi, sınıfı, dersi, öğretmeni nasıl etkileyeceği gözetilmelidir.

Sınıf Ortamının Bozulmasını Engellemek
Davranışı hedeflemiş olan eğitim her öğrencinin davranışıyla tek tek ilgilenmesini gerektirir.  Ama bir öğrencinin istenmeyen davranışlara veya bunlarla ilgili tutumlara sahip olmasına yol açmamak gerekir. Bunun için de bir sorunla uğraşırken sınıfın o andaki işleyişini olasınca az engellemeye çalışılmalıdır. Öğretmen öğretimden çok düzenle uğraşmamalıdır. Bu yönelim sınıfın duygusal havasını, öğrenme ortamını bozar. Ama öğrenci istenmeyen davranışı yapar ve sürdürürse  bu da öğrenme ortamını bozar. Öğretmen bu ikilemi denge içerisinde çözebilmeli; ne öğrencinin istenmeyen davranışı sürdürmesine ne de sınıf ortamının bozulmasına izin vermelidir.

Öğrenci Direncinin Yönetimi
Öğretmenin istemeyen öğrenci davranışlarına karşı tepkisi her zaman istenerek benimsenmez. Öğrenci bu tepkiyi açık ya da gizli bir direçle karşılayabilir. Sınıf tartışmalarına az katılma bu direncin gizli, dersle ilgili olarak öğretmenle sık sık tartışma da açık şekline örnek olarak verilebilir.Öğrencilerin, kendilerini derse vermelerini sağlayıcı bir program ve yönetim istenmeyen davranışları azalttığı gibi öğretmene karşı öğrenci direncini de azaltır. Bir araştırmada öğrencilerin öğretmenin karşı davranışına tepkileri, Öğretmen itesinden çok öğrencinin kendisini derse vermesinden etkilenmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Yanlış davranışın çoğu çevre açısından uygundur. Öğrenci sınıfta uygun bir çevre bulursa yanlış davranışa öğretmenin tepkisine direnmeye cesaret eder. Öğretmen sınıfta böyle bir çevre oluşmamasına çalışmalıdır (Başar 1999: 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182).

KAYNAKÇA
AYHAN Aydın; Sınıf Yönetimi, Alfa Yayıncılık, İstanbul, 2000.
  • BAŞAR Hüseyin; Sınıf Yönetimi, M.E.B Yayınları, Ankara, 1999.
  • KAYA Zeki; Sınıf Yönetimi, Pagema Yayıncılık, İstanbul, 20002.
  • KÜÇÜKAHMET Leyla; Sınıf Yönetimde Çağdaş Yaklaşımlar, Nobel Yayıncılık, Ankara, 2002.