8 Ocak 2015 Perşembe

 SON KALE AİLE
 Dünyada insanın küçük cenneti aile ocağıdır. Aile ocağında hem karı kocanın hem de çocukların mutluluğu esastır. İnsanın hem dünya hem ahret saadeti bu mutluluğa bağlıdır. Aile yuvası baba ocağı anne kucağıdır. Ocak sabrı, kucak merhameti temsil eder. Yuvada zahmette rahmette iç içedir. Bu zahmeti Allah için çekenler içindeki rahmeti bulur. Aile yuvamız rahmet, ibret, hikmet ve hayat dolu bir yerdir.
Milletlerin temelini aileler oluşturur. Bu temel ne kadar sağlam olursa toplum o kadar dayanıklı olur ve uzun süre varlığını devam ettirir. Sağlam aile yapısına sahip olmayan toplumların fertleri huzur içinde olmadığı gibi bu tür toplumların ömürler ide uzun olamamaktadır. Milleti ayakta tutan aile denen en sağlam kalemiz düşüyor, mutluluk ve huzur limanımız olan saadet yuvamız sarsılıyor, dağılıyor. Boşanma grafiğimiz her geçen gün artıyor. Türkiye İstatistik Kurumunun  (TUİK)2013 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerine ilişkin verdiği rakamlar ürkütücü boyutta:2013 yılı Aralık ayı istatistiklerinde Türkiye de 600 bin evlenen 125 bin boşanan aile olduğundan bahsediyor.
Dün evlendik mutluyuz diyenler bugün anlaşamıyoruz ayrılalım diyorlar. Hiç ummadığımız aileler ayrılıyor. Birçok kimse evliliğinden dertli.
Ne oldu bize? Daha önce bir mahallede bile bir boşanma olayı olduğunda hayretle Allah Allah neden boşandılar acaba derken, günümüzde ne var canım bir tek boşanan onlar mı ki deyip adeta boşanma hadisesini sıradan bir olay olarak görmeye başladık.  Aile karşılıklı sevgi ve saygının yaşandığı huzurun hüküm sürdüğü keder ve sevinçlerin paylaşıldığı çocukların rahat, huzur ve emniyet içinde bulundukları yerler olmaktan çıkmaya başladı.
Aile bağlarının zayıfladığı günümüz toplumlarında İslami terbiye ve değerlerin zayıflaması ile birlikte problemler azalmak yerine giderek artmaktadır. Bunun en güzel çözümü de ileride bu toplumu ayakta tutacak aile kuracak gençlerin İslami terbiye ve değerler ile yetiştirilmesinden geçmektedir. Bir toplum ahlaki açıdan güçlü değerler üzerinde kurulmuş ailelerden oluşursa o millet o kadar sağlam ve güçlü olur.
Aile içi iletişim ve mutlu aile modelleri üzerinde çalışanlar “mutlu ve başarılı” aile hayatının sırrının “olumlu ve yapıcı” iletişim olduğu konusunda birleşirler. Leo Tolstoy “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, mutsuz ailelerse kendilerince mutsuzdur” diye tespitte bulunur.
 Belçika Brüksel de “Aile içi İletişim ve Mutluluk Sanatı “ konferansını verdiğim salonda en ön sıralarda oturan 70 yaşında 50 yıllık evli amcaya mutlu evliliğin sırrını sorduğumda, mutlu evliliği iki cümle ile özetledi, “Sohbet ve Muhabbet”.Evet bizler evlerde sohbet ve muhabbeti unuttuk misafir kabul etmeyi unuttuk. Bu güzel değerlerin unutulması ile huzurumuz ve mutluluğumuz kaçtı. Bir arkadaşım bana hocam biz ne zaman hanımla tartışsak eve misafir kabul ederiz aramızdaki dargınlık ortadan kalkar demişti.
Yapılan araştırmalar evliliklerin ancak yüzde 30-40 mutlu olduğunu gösteriyor. Peki, önceleri mutlu olan bu aileler neden zaman geçince mutsuz olmaya başladı?
Bunun en önemli sebeplerinden biri de evliliklerimiz de tıpkı evimizde bakımını üstlendiğimiz çiçekler gibi bakım istemesidir. Nasıl ki evimizde ki çiçeğimizin bakımını yapmadığımızda sulamadığımızda solup kuruyor ise evlilik sonrası eşlerin kendilerini bırakması sağlıklı iletişime önem vermemeleri ilişkileri soldurup kurutmaktadır. Atalarımız “Dumansız baca çekişmedik karı koca olmaz “ der. Eşlerin birbirinden beklentilerinin arttığı sorumluluk yüklenme ve fedakârlıkta bulunmanın azaldığı bir devirde yaşıyoruz. Bu durum aileleri yıpratmakta huzursuz ve geçimsiz çiftlerin sayısını arttırmaktadır.
Peki, dünya cennetimiz olan aile ilişkilerimizi saglıklı ve mutlu olarak sürdürebilmek, evlerimizi mutluluk dolu mekânlara dönüştürmek için ne yapalım;
Eşler birbirlerine destek olmalı güç ve dayanışma aile hayatımızın olmasa olmazıdır.
Eşler sahip oldukları enerjilerini yuvalarını desteklemeye ayırmalı zamanlarının büyük bir kısmını eş ve çocuklarına ayırmalıdır. Eğer bu gerçekleşmese uyuşturucu alışkanlığı alkolizm zina ve fuhuş problemleri kaçınılmazdır.
Aile bireyleri sıkıntılarını seslerini yükseltmeden birbirlerini zedelemeden çözmeye çalışmalıdırlar. Dikensiz gül bahçesi olmaz. Bu durumda problemler açık yüreklilikle ifade edilmeli. Eşler birbirinden beklentilerini açık bir şekilde dile getirmeli.
Aile içi şiddete kesinlikle başvurulmamalı.
Ara sıra tv, bilgisayar vb teknolojik aletler kapatılması birlikte etkinlikler planlamalı. Örneğin, kitap okuma sohbet etme gibi. Aile eğitimi programına katılan bir hanım efendi hocam biz de nitelikli vakit geçiriyoruz demişti. Peki, ne yapıyorsunuz diye sorduğumda, ailecek beraber çerez yiyoruz demişti. Bende herkes çerez yiyor ama bu nitelikli beraberlik değil dediğimde, cevap olarak biz farklı şekilde yiyoruz hocam dedi. Tv kapatıyor yere bir sofra seriyor yemek yer gibi etrafına oturuyor hem sohbet ediyor hem de çerez yiyoruz demişti. Yuvamızdaki mutluluğun şifresi rıza, vefa, sevgi ve sabırdır der büyük âlimler.
Büyük veli İmam-ı Şa’rani(k.s) güzel geçimin sırrını şöyle açıklar, “Eğer sen hanımının doğru güzel huylu ve ahlaklı olmasını istiyorsan kendini yüce Allaha karşı doğru olmaya bak. Birçok insan bunu bilmediğinden kendi nefislerinin huylarına bakmadan hanımın ahlakından şikâyet etmektedirler. Eğer bu inceliği bilmiş olsalardı önce kendi kusurlarına bakar onları düzeltirlerdi böylece hanımlarınızda kötü ahlakı kendiliğinden düzelirdi.” demişlerdir.
Sözümüzü sevgili peygamberimiz (s.a.v) bir hadisi ile noktalayalım.”En hayırlınız ailesine yararlı ve faydalı olandır”.buyurmuştur.
                                                                                                      Sait ÖZDEMİR

                                                                                Aile Eğitimi Uzmanı-Uzman Psikolojik Danışman