8 Ocak 2015 Perşembe

KİTAP OKUMAYI SEVDİRMEK VE ALIŞKANLIK HALİNE GETİREBİLMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR.
Ülkemiz kitap okuma oranlarıyla İlgili Kültür ve Turizm Bakanlığın yayınlanmış ve yazılı ve görsel basının aracılığıyla ülke gündemine verilmiştir. Bu yayınlanan kitap okuma oranlarıyla bir yere varılmasının imkanı yoktur. Bu oranlarla kültürde, sanatta, edebiyatta ve sosyalleşmede yol almanın imkânı yoktur. Bir ülkede 7’ de 70 ’e kitap okuma etkinliği ülke nüfusunun genelinde yoksa o ülkede kültürden söz edemezsiniz. Böyle bir ülkede insanların buluş yapması, markalaşmasının imkânı yoktur. Bu durumdaki toplumlar gelişemez. Böyle bir topum gelişmeyi ve ilerlemeyi daima başkasından bekler. Kitap okumayı önce öğretmenler, yöneticiler, toplumun bilim, sanat ve önderleri okuyacak ve okumayı teşvik edecektir. Bizler okumalıyız ki başkasına okuyun deme hakkımız olsun.
2012 yılının Temmuz ayında yurtdışında bulunduğum sıralarda Berlin de yapacağım konferansa (Stuttgart-Berlin arasını)  hızlı trenle gitmeye karar verdim. Hayatımda ilk defa hızlı trenle burada tanışma şansını buldum. Tren sabah saat 07.00 de hareket edeceğinden sabah kahvaltısı için yanıma biraz yiyecek aldım. Tren tam saatinde hareket etti. Önümde bulunan masaya yiyeceklerimi dizdim ve kahvaltımı yapmaya başladım. Tren 200-280 km hızla gitmesine rağmen herhangi bir ses ve sarsıntı hissetmediğim gibi bardağın içindeki sıvı bile çalkalanmıyordu bir ara şüphelendim acaba bu havada mı gidiyor diye.. Bir yandan bir şeyler atıştırırken diğer yandan da camdan dışarıdaki güzel manzaraları seyretmeye koyuldum. O anda aklıma Avrupa da ki insanların her bulduğu boşlukta fırsatı değerlendirip kitap okudukları aklıma geldi. Bu durumun doğru olup olmadığını test etmek için  başımı kaldırıp kompartımana  baktığımda benden başka camdan dışarıyı seyreden  kimselerin olmadığını herkesin mutlaka elinde bir kitap veya gazete olduğunu hatta hatta yaşlı başlı
70-80 yaşlarındaki ihtiyarların bile kalın kalın kitaplar okuduğunu görünce kendimden utandım. Mahalle baskısı dayanamadım kendim de bir kitap çıkarıp okumak zorunda hissettim.  2013 yılında Norveç Oslo’dan İsveç Stockholm’e karayolu ile seyahat ederken bir akaryakıt istasyonunda mola vermiştik. Arabadan inip gazete satışı yapılan büfenin önünde durup gazete başlıklarını inceliyordum. O anda büfedeki görevlinin Türk’e benzediğini fark ettim Türk olup olmadığını sorunca Konya Kulu’lu olduğunu ifade etti.İsveç ve Norveç gibi ülke vatandaşlarının okuma sıralarında ilk  sıralarda olduğunu bildiğim için sordum İsveç ve Norveçlilerin çok okumalarının sırrı nedir diye .Büfedeki görevli vatandaşımızın verdiği cevap ilginçti.Hocam dedi buradaki insanlar Türkiye’de olduğu gibi bir gazete alıp okumazlar,birden çok gazete alıp okurlar,her zaman için kitap ve gazeteye ulaşabilme şansları vardır.Biliyorsunuz Türkiye’de bir kişi bir gazete alır en az 5-6 insan o gazeteden faydalanır,burada tam tersi bir kişi 5-6 gazete okur işte işin sırrı bu dedi.

Okuma alışkanlığını arttırmak için ne yapacağız, ne yapmalıyız.

Kitap okuma işi zor iştir. Bunu alışkanlık haline getirmek ve devam ettirmenin ne kadar zor olduğunu bilenler bilir. Geçmişte bunu uyguladık ve hayli mesafe aldık. Keşke devam ettirilebilseydi. Devam ettirilseydi bu gün farklı noktada olurduk.
Hepimizin iyi bir kitap okuyucusu olduğumuzu veya olmadığımızı çok iyi bilmekteyiz. Birkaç kişinin kitap okumasıyla çözülecek bir konu olmadığını da biliyoruz.
Özellikle ilimizde bu konu da farklı projelerle kitap okumayı insanların gündemine taşımalıyız.
Her yörede kitap kurtları vardır ve var olmaya devam edecektir. Onlar yazılı ve görsel basında programlar yapmalıdır.
Kitap okumayla ilgili özelde bulunduğumuz yerlerde, genelde ülkemizde bir seferberlik başlatmalıyız. Kitap okumayla ilgili başlatılacak seferberlik siyasetten uzak ve çok temiz duygularla başlatılmalı ve toplumun her kesimine yansıtılmalıdır.
Bunun için başta Öğretmen yazarlarımız başta olmak üzere, Kütüphanelerimiz, Halk Eğitim merkezlerimiz, Okullar hayat Olsun Projesi kapsamında Milli Eğitim Müdürlüklerimiz, Milli Eğitim Bakanlığımız, Kültür ve Turizm Müdürlüklerimiz birlikte bu işi çok güzel yapabilir.. Halk Eğitimlerde “Hayat Boyu Öğrenme “ projesine uygun çalışma yapabilme imkânları vardır. Özelde bulunduğumuz yerden başlayarak ve genelde ülkemizde kitap okumayı alışkanlık haline getirmek için üzerinde çok çalışmak ve farklı yol ve metotlarla toplumun ve özellikle öğrencilerin ve gençlerin gündemine taşımak gerekir.
Eğitimciler, takım halinde çalışma projesi ortaya koyarsa bu işi başarmak mümkündür.
Kitap okuma belli sürelerde okunup bırakılacağı bir iş değildir. Daima alışkanlık haline getirilmelidir.
 Sonuç olarak ileri ve gelişmiş toplumlar arasına girmenin tek yolu okumak ve okuduğumuzu topluma yaymakla mümkündür. İleri toplumlar bunu yapmaktadır.
Kitap okumanın yanında yazmanın da büyük bir proje olduğunu bilmek durumundayız. Okuyan ancak bir şeyler düşünebilir ve yazabilir. Kitap okumayanların bir şeyler yazmasının imkânı yoktur. Ben diyorum ki önce okuyalım ve sonra yazmaya başlayalım.
Okuyan insan yaşayan insandır” yaşamak ve yaşamın tadını çıkarmak istiyorsak mutlaka okuyacağız ve okutacağız. Bir başka yolu yok. “Okuyan toplumlar yaşayan toplumlardır” Okuyan toplum olmak için; aile de, anaokulunda, ilkokulda, ortaokulda, lisede ve üniversitelerde bu işi çok iyi yapmak ve uygulamak durumundayız.
Kitap okuma aile ortamlarında önemsenmelidir. Aile ortamında kitap okumak için günün belli saatlerinde yer verilmelidir. Aile ortamlarını günümüzde en çok meşgul eden dizilerden biraz uzak durmak gerekir.
Sürekli dizi seyretmek yerine kitap okumayı alışkanlık haline getirmek gerekir.
Okullarda öğretmenler, yöneticiler ve öğrenciler olarak aynı kitapları okuyarak bu okunan kitapları toplantılar yaparak yorumlamak kitap okumayı daha zevkli hale getirebilir.
Bu kitap okuma faaliyetleri ve etkinlikleri sürekli devam etmelidir.
Ülkemizdeki sivil toplum örgütleri kitap okumayı teşvik etmeli ve sivil toplum merkezleri, vakıflar ve dernekler merkezlerinde üyeleriyle birlikte aynı kitapları sıra dâhilinde okuyarak ve okunan kitapları yorumlayarak etkin rol oynayabilir.
Kitap okumayı alışkanlık haline getirmenin sayısız yolu ve yöntemi vardır.
En iyi yöntem bu işi en iyi yapanların ve uygulaya bilenlerin yöntemidir.
Önemli olan bu işi en iyi yapanları bulmak ve kendilerinden yararlanmaktır.
Her kim bu işi iyi biliyor ve uyguluyorsa onlardan faydalanmayı bilmeliyiz.
Zaman zaman çalışanlarına ve hedef kitlesine kitap ödülleri ve kitap hediyeleri verilmelidir.

Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.
Öğrenciler, ’50gr!’ …. ’100gr!’ …. ’125gr’ cevabını verdiler.
“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:“
Ama, benim sorum şu:
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
- Hiçbir şey
-Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?
- Kolunuz ağrımaya başlardı.
-Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?
- Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de
çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.
Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:
-Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?
Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar:
“Hayır.”
-Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?
Profesör ikinci bir soru daha sordu:
-Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?
- Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.
Profesör beklediği cevabı almıştı.
Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:
“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,
‘Bardağı yere bırak’ olmalıdır.”


İnsanın ömründe onu motive eden bir söz söylenmiş ya da bir olay mutlaka yaşanmıştır. Aklıma bunları derlemek geldi. Bizi motive eden sözleri duvarımız asmak faydalı olur.
İşte bizi başarıya motive edebilecek bir kaç atasöz ve özdeyişler
İradesi kuvetli insanlar, en dayanılmaz şartlar altında dahi başarıya ulaşabilirler. Milton
Kendi varlığını bile amacına feda edebilen insan iradesine hiçbir şey direnemez. Benjamin Disraeli
Yüzüne kapatılan kapılar ile kararlılığın, arkandan kapatılan kapılar ile de cesaretin test edilir. Tayfun Topaloğlu
Daha önce hiç sahip olmadığın bir şeye sahip olmak istiyorsan, daha önce hiç yapmadığın bir şey yapmalısın. N. Peseschkian
Dünyanın düşleyenlere de ihtiyacı var, yapanlara da. Ama düşlediğini yapanlara daha çok ihtiyacı var. S. Breathnach
İnciler kumsalda bulunmazlar, eğer bir tane istiyorsan onun için dalmalısın. Çin Atasözü
Bir gün değil, her gün istersen olur. Tayfun Topaloğlu
Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerekir. Türk Atasözü
Eğer insanlar hiç aptalca şeyler yapmasaydı, akıllıca işler yapılamazdı. Ludwig Wittgenstein
Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık. Konfüçyüs
Tek başımayım. Ama hala birim. Her şeyi yapamam ama hala bir şey yapabilirim. Her şeyi yapamayacağım için yapmayı geri çevirmeyeceğim. Yapabileceğim şeyleri. Edward Everett Hale
Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyince insan, okyanusu keşfedemez. Andre Gide
Binlerce kilometrelik bir yolculuk tek bir adımla başlar. Çin Özdeyişi
Bana yağmuru anlatma, yağ! Victor Hugo
Durmadan devam ettiğiniz sürece, ne kadar yavaş gittiğinizin bir önemi yoktur. Konfüçyüs
Dahası da var. Şimdilik bu kadar motivasyon sözleri yeterli sanırım.