20 Ocak 2015 Salı

MUHABBETTEN MUHAMMED OLDU HÂSIL…”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), uzun müddet ayakta durup hutbe okurlardı. Ashâb-ı Kirâm bu hâlden müteessir olup Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) yaslanmaları için hutbe okudukları yere bir hurma gövdesini diktiler.

Bir müddet sonra Resûlullâh’a (s.a.v.) üç veya dört ayaklı bir minber yapıldı. Efendimiz, hutbe îrâd etmek için minbere çıkınca senelerden beri yaslanarak hutbe okudukları hurma ağacı, yavrusunu yitirmiş deve gibi feryat etti ve bir müddet inledikten sonra yere düşüp bin parça olayazdı.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), minberinden inip o ağacı çağırdılar. Zemini yararak geldi. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) mübârek elleriyle dokundukları gibi sâkin olup emriyle eski makâmına döndü. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):

“Ey hurma ağacı! Kesildiğin bahçeye mi, yoksa Firdevs bahçelerine mi dikilmek istersin? Eğer eski yerini istersen oraya döndüreyim, eskisi gibi gelişip meyve verirsin. Şâyet cennet bahçelerini istersen Firdevs’e dikeyim; cennet nehirleriyle dâimâ taze ve dolu olup Evliyâullâh’ı nimetlendirirsin” buyurdular ve tebessüm buyurup onun isteğini yerine getireceğini va’d ederek “Evet öyle yaptım” buyurup onu yeni minberin altına veya evvelki yerine defnettiler.

Hasan-ı Basrî hazretleri bu kıssayı nakleder ve sonra:

“Ey Allâh’ın akıl ve şuur verdiği kulları! Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) ayrılığıyla kuru ağaçlar feryâd ettikleri hâlde biz onun ümmetinden olduğumuz hâlde gaflet perdesine bürünüp ondan ayrı kalmamız lâyık mıdır?” der ve ağlardı. (Mir’ât-ı Haremeyn, E. Sabri Paşa.)

BEYT:

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl.

(Allâhü Teâlâ bilinmeyi sevdi. Habîbi Muhammed Mustafâ’yı yarattı. Muhammed Mustafâ’nın muhabbeti olmayan sevgilerden ise makbul bir netice hâsıl olmaz, meydana gelmez.)