20 Ocak 2015 Salı

ŞEYH AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ

ŞEYH AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ

Şeyh Muhammed Akşemseddîn (k.s.) hazretlerinin nesebi Silsile-i Sâdât’ın üçüncü halkası Kasım bin Muhammed vasıtasıyla ilk halîfe Hazret-i Ebûbekir’e erişir. Hazret-i Ebûbekr-i Sıddîk’ın dört evlâdı vardı: Nasrullah, Abdurrahman, Ca’fer, Muhammed (r.a.). Nasrullâh, Celâleddîn-i Rûmî’nin büyük dedesidir. Abdurrahman, Şakîk-i Belhî’nin (k.s.) büyük dedesidir. Ca’fer şehîd olup evlâdı kalmadı. Muhammed, Şihâbüddîn Sühreverdî’nin büyük dedesidir. Akşemseddîn hazretleri de Şeyh Şihâbüddîn neslindendir. 792/1389 tarihinde Şam’da doğdu.

Akşemseddin hazretleri, Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerine intisâb etti ve onun halîfesi oldu. Göynük’e yerleşti. Tıb ilminde mâhir olup hastalıklara hangi bitkilerin ilaç olduğunu bilirdi. Hastalıkların gözle görülmeyecek kadar ufak canlı tohumlar (mikroplar) ile yayıldığından ilk olarak bahseden odur. Tıbdaki şöhreti o dereceye vardı ki birkaç defa Edirne sarayına çağrıldı. Fâtih’in hocalığını yaptı, İstanbul’un fethinde bulundu ve Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) kabrini keşfetti. İstanbul’un fethinden sonra tekrar Göynük’e döndü ve orada vefât etti. (1459)

Sultan Mehmed Han, yirmi bir yaşında pâdişâh olmuştu. Bir yıldan sonra Edirne’de âlimler ve kumandanları toplayıp İstanbul’un fethi için hazırlıklara girişti. Lâkin âlim ve kumandanlardan çoğu “Geçmiş halîfe ve sultânlar bu iş için deryâ gibi askerle çok tecrübeler ettilerse de hiç biri fethedemedi. Hem bazı hadîslerde fethin ancak Hazret-i Mehdî’ye nasib olacağı naklolunmuştur” dediler.

Akşemseddin hazretleri de: “Kostantiniyye’yi evvelâ Sultan Mehmed fetheder, sonra Benî Asfar alır, Benî Asfar elinden de Hazret-i Mehdî fetheder” buyurarak fethe teşvîk buyurdu. Sultan Mehmed onun sözüyle amel etti ve fethe muvaffak oldu.

Akşemseddîn hazretleri ihtiyarladıkça gözünün nûru artardı. Hikmetinden suâl olundu. Şöyle buyurdular:

“Sofrada dökülen ekmek ve pirinç kırıntılarını toplayıp yerim.” (Menâkıb-ı Şeyh Akşemseddin)
Fazilet Takvimi