27 Şubat 2015 Cuma

KİTAP OKUMAYI SEVDİRMEK VE ALIŞKANLIK HALİNE GETİREBİLMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR.
Ülkemiz kitap okuma oranlarıyla İlgili Kültür ve Turizm Bakanlığın yayınlanmış ve yazılı ve görsel basının aracılığıyla ülke gündemine verilmiştir.
Bir ülkede 7’ de 70 ’e kitap okuma etkinliği ülke nüfusunun genelinde yoksa o ülkede kültürden söz edemezsiniz. Böyle bir ülkede insanların buluş yapması, markalaşmasının imkânı yoktur. Bu durumdaki toplumlar gelişemez. Böyle bir topum gelişmeyi ve ilerlemeyi daima başkasından bekler. Kitap okumayı önce öğretmenler, yöneticiler, toplumun bilim, sanat ve önderleri okuyacak ve okumayı teşvik edecektir. Bizler okumalıyız ki başkasına okuyun deme hakkımız olsun.
2012 yılının Temmuz ayında yurtdışında bulunduğum sıralarda Berlin de yapacağım konferansa (Stuttgart-Berlin arasını)  hızlı trenle gitmeye karar verdim.
Hayatımda ilk defa hızlı trenle burada tanışma şansını buldum. Tren sabah saat 07.00 de hareket edeceğinden sabah kahvaltısı için yanıma biraz yiyecek aldım. Tren tam saatinde hareket etti. Önümde bulunan masaya yiyeceklerimi dizdim ve kahvaltımı yapmaya başladım. Tren 200-280 km hızla gitmesine rağmen herhangi bir ses ve sarsıntı hissetmediğim gibi bardağın içindeki sıvı bile çalkalanmıyordu bir ara şüphelendim acaba bu havada mı gidiyor diye. Bir yandan bir şeyler atıştırırken diğer yandan da camdan dışarıdaki güzel manzaraları seyretmeye koyuldum. O anda aklıma Avrupa da ki insanların her bulduğu boşlukta fırsatı değerlendirip kitap okudukları aklıma geldi. Bu durumun doğru olup olmadığını test etmek için başımı kaldırıp kompartımana baktığımda benden başka camdan dışarıyı seyreden kimselerin olmadığını herkesin mutlaka elinde bir kitap veya gazete olduğunu hatta hatta yaşlı başlı 70-80 yaşlarındaki ihtiyarların bile kalın kalın kitaplar okuduğunu görünce kendimden utandım. Mahalle baskısı dayanamadım kendim de bir kitap çıkarıp okumak zorunda hissettim.  
Bir başka hatıra2013 yılında Norveç Oslo’dan İsveç Stockholm’e karayolu ile seyahat ederken bir akaryakıt istasyonunda mola vermiştik. Arabadan inip gazete satışı yapılan büfenin önünde durup gazete başlıklarını inceliyordum. O anda büfedeki görevlinin Türk’e benzediğini fark ettim Türk olup olmadığını sorunca Konya Kulu’lu olduğunu ifade etti.
İsveç ve Norveç gibi ülke vatandaşlarının okuma sıralarında ilk sıralarda olduğunu bildiğim için sordum İsveç ve Norveçlilerin çok okumalarının sırrı nedir diye. Büfedeki görevli vatandaşımızın verdiği cevap ilginçti. Hocam dedi buradaki insanlar Türkiye’de olduğu gibi bir gazete alıp okumazlar, birden çok gazete alıp okurlar, her zaman için kitap ve gazeteye ulaşabilme şansları vardır. Biliyorsunuz Türkiye’de bir kişi bir gazete alır en az 5-6 insan o gazeteden faydalanır, burada tam tersi bir kişi 5-6 gazete okur işte işin sırrı bu dedi.
Yine Norveç –Oslo’da çok kitap okumanın nasıl gerçekleştirdiklerini sorduğum kişilerden aldığım cevap hocam doktorla randevunuz var siz veya çocuğunuz randevu için yazıhaneye gittiğinizde eğer biraz beklemeniz gerekiyorsa sehpanın üzerinde çocuk ise çocuklara yönelik yetişkin ise yetişkinlere yönelik mutlaka kitap vardır ve o boş zamanı kitap okuyarak değerlendirirsiniz diye ifade etmişti.

Okuma alışkanlığını arttırmak için ne yapacağız, ne yapmalıyız.

Kitap okuma işi zor iştir. Bunu alışkanlık haline getirmek ve devam ettirmenin ne kadar zor olduğunu bilenler bilir.
Her yörede kitap kurtları vardır ve var olmaya devam edecektir. Onlar yazılı ve görsel basında programlar yapmalıdır.
Kitap okumayla ilgili özelde bulunduğumuz yerlerde, genelde ülkemizde bir seferberlik başlatmalıyız.
Kitap okumayla ilgili başlatılacak seferberlik siyasetten uzak ve çok temiz duygularla başlatılmalı ve toplumun her kesimine yansıtılmalıdır.
Bunun için başta Öğretmen yazarlarımız başta olmak üzere, Kütüphanelerimiz, Halk Eğitim Merkezlerimiz, Okullar Hayat Olsun Projesi kapsamında Okullarımız, Milli Eğitim Müdürlüklerimiz, Milli Eğitim Bakanlığımız, Kültür ve Turizm Müdürlüklerimiz birlikte bu işi çok güzel yapabilir.
Halk Eğitimlerde “Hayat Boyu Öğrenme “ projesine uygun çalışma yapabilme imkânları vardır. Bulunduğumuz yerden başlayarak ülkemizde kitap okumayı alışkanlık haline getirmek için üzerinde çok çalışmak ve farklı yol ve metotlarla toplumun ve özellikle öğrencilerin ve gençlerin gündemine taşımak gerekir.

Sonuç olarak ileri ve gelişmiş toplumlar arasına girmenin tek yolu okumak ve okuduğumuzu topluma yaymakla mümkündür. İleri toplumlar bunu yapmaktadır.
Kitap okumanın yanında yazmanın da büyük bir proje olduğunu bilmek durumundayız. Okuyan ancak bir şeyler düşünebilir ve yazabilir. Kitap okumayanların bir şeyler yazmasının imkânı yoktur. Ben diyorum ki önce okuyalım ve sonra yazmaya başlayalım.
Okuyan insan yaşayan insandır” yaşamak ve yaşamın tadını çıkarmak istiyorsak mutlaka okuyacağız ve okutacağız.
Bir başka yolu yok. “Okuyan toplumlar yaşayan toplumlardır” Okuyan toplum olmak için; aile de, anaokulunda, ilkokulda, ortaokulda, lisede ve üniversitelerde bu işi çok iyi yapmak ve uygulamak durumundayız.
Kitap okuma aile ortamlarında önemsenmelidir. Aile ortamında kitap okumak için günün belli saatlerinde yer verilmelidir. Aile ortamlarını günümüzde en çok meşgul eden dizilerden biraz uzak durmak gerekir.
Sürekli dizi seyretmek yerine kitap okumayı alışkanlık haline getirmek gerekir.
Okullarda öğretmenler, yöneticiler ve öğrenciler olarak aynı kitapları okuyarak bu okunan kitapları toplantılar yaparak yorumlamak kitap okumayı daha zevkli hale getirebilir.
Bu kitap okuma faaliyetleri ve etkinlikleri sürekli devam etmelidir.
Ülkemizdeki sivil toplum örgütleri kitap okumayı teşvik etmeli ve sivil toplum merkezleri, vakıflar ve dernekler merkezlerinde üyeleriyle birlikte aynı kitapları sıra dâhilinde okuyarak ve okunan kitapları yorumlayarak etkin rol oynayabilir.
Kitap okumayı alışkanlık haline getirmenin sayısız yolu ve yöntemi vardır.
En iyi yöntem bu işi en iyi yapanların ve uygulaya bilenlerin yöntemidir.
Önemli olan bu işi en iyi yapanları bulmak ve kendilerinden yararlanmaktır.
Her kim bu işi iyi biliyor ve uyguluyorsa onlardan faydalanmayı bilmeliyiz.
Firmalar ve kurumlar plaket vb şeyler vermek yerine zaman zaman çalışanlarına ve hedef kitlesine kitap ödülleri ve kitap hediyeleri verilmelidir.

Sait ÖZDEMİR
Uzman Psikolojik Danışman

www.saitözdemir.net