16 Şubat 2015 Pazartesi

ÜNİVERSİTEYE NİÇİN SINAVLA GİRİYORUZ?
Seçmek diğerlerinden vazgeçmektir. Ekonomide bir kural vardır arz az olursa talep artar, talep az olursa arz azalır. Türkiye de her yıl artarak devam eden bir üniversite talebi olması arzın sınırlı olması ki son zamanlarda üniversitelerdeki kontenjan artmaya başladı.  Mecburen üniversiteye sınavla öğrenci alınmasına sebep olmaktadır. Bu yıl YÖK üniversite önündeki birikimi eritmek için bir taraftan kontenjanları artırdı diğer taraftan kontenjan açığı yaşanmaması için taban puan için gerekli olan belirli orandaki soru çözme oranın düşürdü. Kontenjan artırılması mezun öğrenci birikimini azaltmak ve yeni açılan vakıf üniversitelerini doldurmak için atılmış bir adım oldu.
Üniversiteye girişte en iyi yöntem, aslında sınav değil etkin bir yönlendirme sistemi olmalı. İlköğretimden itibaren rehberlik ve yönlendirme sisteminin en iyi şekilde işletilmesi ve hepimizin de ona inanmasıdır.
Dünyanın hiçbir yerinde okula başlayan her öğrencinin ve ebeveynlerinin hedefi üniversite değil. Hangi AB ülkesine giderseniz gidin, o lisedeki tüm öğrencilerin öncelikli hedefi üniversite değildir. Hele hele meslek liselerindeki öğrencilerde bu oran çok daha alt seviyelere iner. Onlar için her meslek kutsaldır. İlgi ve yetenekleri ile akademik başarıları doğrultusunda yapılan yönlendirmelere de hiç itiraz etmezler. Ayrıca önleri de her zaman açıktır. Ama sanki bizde, böylesi uygulamalar için hem çok zamana ihtiyaç var hem de çok geç kaldık.

Türk eğitim sisteminin en büyük baş ağrısı nedir diye bir araştırma yapılsa, ilk sırada kesinlikle Üniversiteye giriş sınavları çıkar. Ama nedense bir türlü onlardan vazgeçemiyoruz. Çünkü radikal kararlar alamıyoruz. Kabahati de hiç uzaklarda aramayalım, asıl sorumlu, YÖK ve ÖSYM, biz velileriz. Çünkü kolayımıza geliyor.
 Bu durumda neredeyse sınava gripte üniversiteye girmeyen öğrenci kalmayacak. Sınava giren her iki adaydan biri üniversite kapısından içeriye girmiş olacaktır. Buna rağmen yinede kontenjan açığı yaşanacaktır. Çünkü artık bazı okullara kayıt yaptırmanın da bir anlamı kalmadı. Ciddi anlamda genç işsizlik işe girme ekseninde kurgulanmış üniversite sınavı durumunu sorgular olmuştur. Bu durumda bugün açtığımız bazı üniversiteleri belki de kapatacağız
Okul öncesinden doktoraya kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmeli ve bir bütün olarak ele alınmalıdır. Yama şeklinde yapılacak düzenlemeler, ne kadar iyi projeler de olsa, yarardan çok zarar verebilir.




Üniversitelerde  bir taraftan kontenjanlar artırılırken (yaklaşık 90 bin) diğer taraftan hızla geçmişten kalarak biriken öğrenci sayısı eritilmeye çalışılmaktadır. Mevcut kontenjan durumu merkezi yerleştirme ile öğrenci alan programlar grubuna devlet üniversiteleri için 529 bin, vakıf üniversiteleri için 73 bin, KKTC üniversiteleri için 16 bin ve yurt dışı üniversiteleri için çoğunlukla orta Asya'daki üniversiteler için ise 2 bin 400 olmak üzere toplam 621 bin 749 kontenjana yerleştirme yapılacaktı. Özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlar grubunda devlet üniversitelerinde 14 bin, vakıf üniversitelerinde 5 bin 400, KKTC üniversitelerinde bin 898 ve yurt dışı üniversitelerinde 264 olmak üzere toplam 21 bin 779 kontenjan bulunuyor. Şimdilik toplam 643 bin 528 kişi bu yıl bir yüksek öğretim programına kayıt yaptıracaklar.
Ancak unutmayalım ki  bu arz ve talep dengesi değişmediği sürece  sınavlardan geri adım atılması mümkün olmayacaktır.  

                                              Sait ÖZDEMİR
                                         Uzman Psikolojik Danışman
                                 www.geleceginseninellerinde.com