22 Nisan 2015 Çarşamba

GELECEGİN SENİN ELLERİNDE
    Yaşamınızın kalitesini karşılaştığınız olaylar değil, olaylara gösterdiğiniz tepkiler belirler.   
                                                                                        
      Psikoterapide bir söz vardır;”Ne düşünüyorsanız onu hissedersiniz” .Bugünlerde bu söze fena halde takıldım galiba öğrencilerle görüşmelerimde, bir problemin çözümünde hep aklımda bu ifadeler canlanıyor. İyi de işimi yarıyor doğrusu. Çoğu çözümsüz problemi bu düşünce kalıbı içinde daha kolay çözüme kavuşturmanın sevincini yaşıyorum.
Günümüzde her insanın sahip olduğu dört enerji kaynağı vardır. Bu enerji kaynakları bizleri besleyen güçlendiren tabiri caizse bize gaz veren kaynaklardır. Bu kaynaklar bedeni, zihni, duygusal ve manevi kaynaklardır. Hayatımızın olmasa olmazlarıdır.  Bu enerji kaynaklarından her biri kendi başına büyük bir önem taşır. Ancak hiçbiri tek başına yeterli değildir. Bunu  dört tekerleğe sahip bir araba gibi hayal edin arabanın tekerlerinden biri patlak olduğu zaman hedeflediğiniz yere gidemezsiniz. Çünkü patlak olan lastik sizin hareket etmenizi ve hedefinize ulaşmanızı engeller. Bedeni ve duygusal enerji kaynağını ele alacak olursak; bir insanın olumsuz duygu ve düşünce ile olumlu bir davranış içine girmesi, potansiyelini dünyaya yansıtması olumlu sonuç alması sizce mümkün müdür? Onun için bizi yönlendiren hedefimize yön veren düşüncelerimize dikkat etmek zorundayız. Bir olay veya durumla karşılaştığımızda düşüncelerimiz söze, sözlerimiz harekete, dönüşebiliyor. Zamanla bu hareketlerimiz, davranışlarımız alışkanlık haline gelip kişiliğimizi oluşturabiliyor. Kişiliğimiz de zamanla kaderimizi biçimlendiriyor. Onun için bizi şekillendiren, yönlendiren düşence duygu ve davranışlarımıza çok dikkat etmemiz gerekir. Başarısızlık ve korkularımızı fethedip yenmemiz gereken ve aklımızdan çıkarmamamız gereken üç düşman vardır. Bunlar endişe şüphe ve korkularımızdır.
 Olumsuz düşünen insandan olumlu bir davranış beklenmemelidir. İşte bu nedenledir ki iyi düşünen insanlar iyi sonuçlar üretirler, kötü düşünen insanlar kötü sonuçlar üretirler bu sizlerin elinde olan bir durumdur. Bir an düşünmenizi istiyorum girmiş olduğunuz imtihanın neticesine göre kendinizi iyi veya kötü hissetmek size ne sağlayacak. Önünüzde sizler için daha önemli olan bir imtihana gireceksiniz. Bir an şöyle düşünün ilk imtihan çok sağlıklı geçmedi kendinizi kızgın ve ümitsiz hissediyorsunuz. Üstelik bitkin yorgun çökkün halsiz hissediyorsunuz. Bu şekilde imtihana girmek ister misiniz? Bir yıl boyunca hazırlanıp bu imtihana bu şekilde girmek size başarı getirir mi? Bu şekilde imtihana girerek başarısızlığa davetiye çıkarmış olmaz mısınız?  Unutmayınız ki duygularımızın en önemli belirleyicileri bizleriz, kendi düşüncelerimizdir. O halde ne yapmalıyız? Bedeni enerjimizi yüksek duygusal enerjimizi olumlu moral ve motivasyon, manevi yönümüzü en üst düzeye taşıyarak bir sonraki imtihana kendimizi hazır hale getirmemiz gerekir. Çünkü çoğunlukla bir olaya karşı bakış açımızı kendimiz seçer onu tercih ettiğimiz biçimde kendi düşünce sistemimize göre yorumlarız. Önce algılar, sonra duygulanır ardından düşünmeye başlarız. Olaylara bakış açınızın sonuçları değiştirdiğini hiçbir zaman unutmayınız. Günlük hayatta hayatın %10 başımıza gelenlerden,%90’da başımıza geleni nasıl yorumladığımızdan oluşmaktadır.
 Bütün bunların yanı sıra enerji kaynağımız olan manevi hayatımız bizim yaşam enerjimizin olmazsa olmazıdır. Mevlana su ateşe galiptir diyor. Ancak bir kaba girerse ateş o suyu kaynatır yok eder. İçinizdeki enerjiyi korku kabında kaynatıp buharlaştırmayın. Korkunun panzehiri olan inançla korkularınızı yenin. İnanç korku ve endişeleri siler yok eder. Bizim amacımız sadece diploma alıp iyi bir iş ve rahat bir hayat yaşamak olmamalı. İnançlar manevi hayatımıza ayrı bir tat ve mana katar, hayata bakış açımızı belirler. Eğitim ve tahsilimizin gayesi sadece devlet hazinesine hissedar yetiştirmek veya bir yerde önemli bir makama gelmek için olmamalı. İyi bir insan olmak her türlü şartlarda hayatımıza çeki düzen verebilmek iyi bir vatandaş olabilmekle mümkündür. Manevi hayatımız olmasa sadece bedenden ibaret bir vücut çürümeye ve kokuşmaya hazır bir et parçasından ibaret kalacaktır. Bunu çok güzel bir şekilde ifade eden bir kıssadan hisseyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir kimyagerin araştırmalarına göre insanın değeri komik denecek kadar düşük olup adeta sudan ucuzdur. Çünkü vücudumuzda 7 kalıp sabun yapacak kadar yağ, orta boyda çivi yapacak kadar demir, ancak bir kahve fincanı dolduracak kadar şeker, bir tavuk kümesini boyayacak kadar kireç, 2000 kibrit yakacak kadar fosfor, ufak bir topun atımına yetecek barut için potasyum bulunmaktadır.
Madde itibariyle bu kadar ucuz olduğu halde tek bir organını bile dünyaya değişmeyen insan, kendisine verilen bu değerin kıymetini bilmeli ve ona göre davranmalıdır.
Aksi takdirde gerçek değer kokuşmaya mahkûm birkaç kilo et, birkaç litre kan ve bir yığın kemikten ibaret kalacaktır.
Son söz olarak; Unutmayınız ki başarının  %20 fiziki %80 zihni düşünceden ibarettir. Bu nedenle Düşüncelerinize dikkat edin,söze dönüşür,Sözlerinize dikkat edin harekete dönüşür,Hareketlerinize dikkat edin,Alışkanlıklarınız olur,Alışkanlıklarınıza dikkat edin kişiliğinizi oluşturur,Kişiliğinize dikkat edin kaderinizi biçimlendirir.
 Sağlık ve mutluluk dolu günler geçirmek ve umut ettiğiniz yerlere ulaşmanız dileğimle.

                                                                                              Sait ÖZDEMİR
                                                                             Yazar-Uzman Psikolojik Danışman