22 Nisan 2015 Çarşamba

ÖĞRETMENLERİN ÖLÇME VE DEĞERLENDİRMEYE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ
Eğitimde planlama, belirli eğitim amaçlarına ve program hedeflerine ulaşmak için öğretim etkinliklerinden hangilerinin seçileceğini, bunların öğrencilere niçin ve nasıl yaptırılacağını, ne gibi yardımcı ve tamamlayıcı kaynak ve araçların kullanılacağını, elde edilen başarının nasıl değerlendirileceğini önceden tasarlayıp kâğıt üzerinde saptamaktır (Demirel 2002).
Bu tanıma göre eğitimde planlamanın dört temel öğesi olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar, öğrenciye kazandırılması düşünülen özellikler, içerik, eğitim durumu ve değerlendirmedir.
Geleneksel yöntemlerde öğrenci başarısının değerlendirilmesi, genellikle öğretim sürecinden
ayrı ve daha çok ürüne ağırlık verecek bir şekilde ele alınmakta; bu amaçla daha çok seçmeli ve kısa cevaplı testlerle, yazılı ve sözlü yoklamalara önem verilmektedir.
Yapılandırmacı öğrenme yaklaşımında ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin bir parçasıdır ve sadece öğrenmenin başında ve sonunda değil, öğrenme süreci boyunca her önemli noktada yer alır. Sürece de ağırlık vermesi nedeniyle eski yaklaşıma göre daha çok ve çeşitli ölçme araç veya yöntemlerinin kullanılmasını gerektirir. Geleneksel olarak kullanılan kağıt-kalem testleri ile birlikte, öğrencinin sınıf içi ve sınıf dışındaki davranışlarını izleyerek, süreç içindeki performansını gözleyerek, ilgisini ve tutumunu ölçerek ve öğrenciyi de değerlendirme sürecine katarak ölçme ve değerlendirmeyi geniş bir açıdan ele alıp öğrenci performansını her yönüyle değerlendirebilmek mümkün olabilmektedir. Öğretmenlerin alışık olması nedeniyle bunlardan daha çok geleneksel nitelikte olanlar tercih edilmekte olabilir; ancak diğerleri ile ilgili uygun araçlar geliştirilip, uygun zamanda kullanılması sağlanarak bunların dayaygınlaştırılması mümkün olabilir.
Yeni programda uygulamaya konulan ölçme ve değerlendirme yaklaşımları, öğretmenlere
Eskisinden farklı roller ve görevler yüklemektedir. Öğretmenin öğretici olmaktan çok ortam
Düzenleme ve yönlendirme rolü, ölçme ve değerlendirme sürecinde de göze çarpmaktadır.
Öğretmenlerin kullandıkları ölçme yöntemlerinde karşılaşılan sorunların başında sınıfların
Kalabalık oluşu gelmektedir (%39,5). Bunu zaman yetersizliği, değerlendirmenin zorluğu,
Uygulamasının ve hazırlamasının zorluğu, veli desteğinin azlığı izlemektedir. Öğrencinin bilgi
Eksikliği, yöntemlerin karmaşıklığı ve sınıf düzeyine uygun olmayışını da sorun olarak gören
Öğretmenler %13,2 ile %16,6 arasındadır. Ancak bunlar diğer listelenen sorunlara göre daha azdır.
Ölçme araçları geleneksel, yüz yüze, yeni ve kendilerini değerlendirmeye yönelik yöntemler olarak gruplandırıldığında, karşılaşılan sorunların paralel olduğu görülmekle beraber yüz yüze olan yöntemlerde sınıfların kalabalık oluşu daha dikkat çekici olarak fazladır. Bu tür sınavların uygulaması bireysel ve karşılıklı olması nedeniyle bu sorunla karşılaşılması doğal görülmektedir. Öğretmenlerin
%13,7’si geleneksel yöntemlerin uygulamasının zor olduğunu belirtirken, diğer yöntemlerin uygulanmasının zor olduğunu belirtenler bunun yaklaşık iki katı kadardır. Bu da öğretmenlerin alışık oldukları geleneksel yöntemleri uygulamada daha az sorunla karşılaştıklarını, ancak uygulamaya yeni başladıkları bazı ölçme yöntemlerinin uygulamasında sorunlarla karşılaştıklarını göstermektedir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin öğrencilerini tanımada ve başarı düzeylerini
Belirlemede daha çok geleneksel yöntemleri tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca yüz yüze yapılan görüşme ve mülakatları da sıklıkla kullanmaktadırlar. Hiç kullanmadıkları yöntemler arasında ilk sırayı öğrencilerin kendilerini değerlendirmeye yönelik yöntemler almaktadır.
Öğretmenler kendilerini en çok geleneksel yöntemler olarak adlandırılan sınav türlerinde yeterli görmektedirler. Diğer yöntemlerde kendilerini orta düzeyde yeterli görmektedirler. Hiç yeterli olunmayan yöntemlerin başında öğrenci değerlendirmesine dayalı yöntemler gelmektedir. Bu yöntemler, eğitim sisteminde yaygın olarak kullanılmaması ve bu araçların nasıl kullanılacağına ve sonuçlarının nasıl değerlendirileceğine ilişkin yeterince örneğin bulunmaması öğretmenlerin bu alanda güçlük çekmelerinin sebepleri arasında yer alabilir.
Öğretmenler daha çok kendilerini yeterli olarak gördükleri ölçme ve değerlendirme yöntemleri daha sık kullandıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin yarısı ölçme yöntemlerini kullanmada sorunla karşılaşmamaktadırlar. Karşılaşanlar ise daha çok sınıfların kalabalık oluşu, zaman yetersizliğini ve hazırlamasının zorluğunu sorun olarak görmektedirler.
Öğretmenlerin büyük bir bölümünün yeni kullanmaya başladıkları değerlendirme yaklaşımlarına ilişkin görüşlerinin programda bu değerlendirmeye ilişkin belirtilen güçlü ve zayıf yanlarla paralellik göstermektedir. Bu durum, öğretmenlerin araçların özelliklerine ilişkin bilgilerinin yeterli olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu araştırmanın sonuçlarına göre aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:
1. Öğrencilere etkili bir eğitim hizmeti sunmak ancak onları tanımakla mümkün olabilir.
Öğrenciyi tanımak için ise değişik ölçme yöntemleri ile mümkündür. Yapılandırmacı yaklaşımı esas alarak yapılan eğitimde de çok yönlü ölçme yöntemlerinin kullanılması önerilmektedir. Araştırma sonuçları öğretmenlerin geleneksel yöntemler dışındaki yöntemleri çok fazla kullanmadıkları anlaşılmaktadır.
Bu yöntemlerin kullanılmasını artırmak için bu konuda öğretmenlerin bilgilendirilmesi uygun olur.
2. Öğretmenlerin değişik ölçme yöntemlerinden yararlanabilmeleri için onlara hazır,
Geliştirilmiş ölçme araçlarını hazırlayıp kullanmalarını sağlamak faydalı olabilir.
3. Öğrencileri ve velileri yeni programlarda kullanılmaya başlanılan ölçme yaklaşımları
Konusunda bilgilendirerek bu yöntemlerin kullanışlılığını ve bunların sonuçlarından

Yararlanabilirliğini artırmak gerekir.