29 Eylül 2020 Salı

 

SAGLIKLI AİLE MODELİ

Aile içindeki iletişimi olumsuz yönde etkileyen bir diğer husus; dürüstlükten uzaklaşarak baskıcı ve dayatmacı tutum sergilemektir. İletişim sırasında bireye sürekli zorlayıcı ve dayatmacı komutlar vermek aile içinde de bireyleri birbirlerine karşı uzaklaştırmakla birlikte birbirlerini anlamalarını da zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda aile bireylerinin birbirine ilgisiz davranması sağlıklı iletişimi engellemektedir. Bununla birlikte aile üyelerinin küs olması ve hatta bireylerin birbirlerini cezalandırmak için tutumlar sergilemeleri aile içinde sağlıklı iletişimi engellemektedir.

Aile içerisinde iletişim bazı olumsuz durumlardan, bireylerin iletişim içerisinde yanlış tutum ve davranışlarından dolayı olumsuz etkilenebilmektedir. Bu hususların başında aile bireylerin birbirlerine saygı göstermesi gelmektedir. Aile içinde saygı kavramının esas alınması ve gerek anne-baba gerekse çocuk ve ebeveynler arasındaki ilişkiler daha sağlıklı ve anlaşılır hale gelmektedir.

Aile içinde sağlıklı iletişim kurmanın temelinde aile bireylerinin birbirini etkin yani verimli şekilde dinlemeleri gelmektedir. Çoğu zaman aile içerisinde bireylerin duydukları ile anladıkları farklı olmaktadır. Bu durum dinleyen kişinin beklentileri doğrultusunda şekillenmektedir. Böylece bireyler karşısındaki diğer aile ferdini ne kadar dinlese de duymak istediğini anladığı için iletişimde kopukluk olacaktır ve dolayısıyla da aile içinde sağlıklı iletişim kurulamayacaktır.

Aile içerisinde sağlıklı iletişimin ön koşulu kesinlikle ilk olarak karşı taraftan gönderilen mesajı ön yargısız şekilde dinleyerek gönderilmek istenen mesajı anlamaktır. Ön yargıyla birey aile ferdinin söylediğini dinliyor gibi olsa da aslında çoktan dinlemeyi bırakmış ve anladığını sandığı mesaja vereceği cevabı hazırlamaya başlamıştır. Bu noktada da mesajı doğru algılayamayacağı için aile fertleri arasında sağlıklı iletişim kurulamayacaktır.

 

Ailede Sağlıklı İletişim İçin Aile Bireyleri Kararlarının Sorumluluğunu Almalı

Aile içerisinde her bireyin üzerine yüklenmiş sorumlulukları vardır. Anne, baba ve çocuklar bu sorumlulukları yerine getirmekle birlikte; aynı zamanda aile içerisinde sorumluluklarının ve konumunun el verdiği kadar karar alma özgürlüğüne de sahiptir. Bu noktada eğer aile içerisinde sağlıklı bir iletişim kurulmak isteniyorsa öncelikle aile bireylerinin aldığı kararın sorumluluğunu da almayı öğrenmelidir.

Annenin ev düzenindeki sorumluluklarına dair aldığı kararlar, babanın ve çocuğun yapabilecekleri doğrultusunda aldığı kararlar aynı zamanda beraberinde sorumluluklar getirmektedir. Ancak aile içinde eğer aile bireyleri karar alırken bu kararların sonuçlarını kabul etmez ve reddederse bu noktada aile içinde kurulan iletişim sağlıklı olmayacaktır.

Aile İçinde Ortak Karar Verilmeli

Bir aile için iletişimin sağlıklı, huzurun yüksek oranda olabilmesi için o ailede demokratik ortamın olması yadsınamaz gerekliliktir. Aile içinde bir karar verilirken her bireye mutlaka aile içindeki rolüne göre fikri sorulmalıdır. Bu demokratik ortam bireylerin aile içinde ait olma duygusunu güçlendirecektir ve iletişimin ön yargısız, daha anlaşılabilir olacağını sağlayacaktır.

Zorlayıcı tutumlar aile içinde bireylere olumsuz etki yaratmaktadır. Eğer aile içinde bir karar ortak olarak değil bireysel olarak verilip, o karara diğer aile bireylerin muhakkak uyması istenirse böyle bir ortamda bireyler arasında sağlıklı iletişim kurulması oldukça zordur.

 

Aile Bireyleri Birlikte Vakit Geçirmeli

Sağlıklı iletişimin temel taşlarından birisi de birbirlerini tanıma, duygu ve düşüncelerini anlamaktır. Her ne kadar aile içinde bireylerin birbirlerini tanıdıkları düşünülse de aile fertleri birbirleriyle kaliteli vakit geçirmedikleri takdirde; her konuda duygu ve düşüncelerini de anlamaya ve yorumlamaya fırsat bulamayacaklardır. Bu durum iletişim sırasında ön yargıya ve dinlemeden önce cevap hazırlamaya neden olacaktır.

Sağlıklı bir evlilikte her kişi sorumluluk ve sınırlarının farkındadır. Mutluluğu kendi içinde yaşayabilir. Kendisiyle barışıktır ve yalnız kalmaktan korkmaz. Böyle özelliklere sahip iki insan¸ eksikliklerini tamamlamaktan çok¸ sevgi ekseninde bir araya gelirler.

Sağlıklı bir evlilikte her kişi sorumluluk ve sınırlarının farkındadır. Mutluluğu kendi içinde yaşayabilir.

 Evlilikte sağlıklı iletişimin 3 temel şartı vardır:

 1- Muhataba Saygı: Bu¸ insan-insan ilişkisinin olmazsa olmaz şartıdır. Saygı duymadığınız¸ varlığını kabullenemediğiniz¸ önem ve değer vermediğiniz hiç kimseyle sağlıklı ve başarılı bir ilişki kuramazsınız. Nedense eşler¸ kimi kritik zamanlarda¸ insanlıkta birbirlerine eş ve dinde kardeş olduklarını unutup¸ yabancılara gösterdikleri asgarî saygıyı birbirlerine göstermekte cimri davranırlar.

2- Doğal Davranış: Bu yol¸ yapmacık ve sentetik davranışlardan uzak durmaktan¸ muhatabınıza samimi ve dürüst davranmaktan geçer. Samimiyetsiz ve yapmacık davrananların ilişkileri sağlıksız ve her iki tarafı da aldatan çürük ilişkilerdir. Böylesine çürük bir insanî ilişki üzerine¸ değil bir aile¸ sıradan bir dostluk bile bina edilemez.

3- Empati: Kısaca "kendimizi karşımızdakinin yerine koymak"tır. Olaylara ve eşyaya bir de onun durduğu yerden bakmayı öğrenmek¸ muhatabımızı anlamanın en kestirme ve kesin yoludur. Mümkündür ki onun penceresinden farklı göründüğü için öyle algılamakta ya da öyle davranmaktadır. Eşler birbirlerini suçlayıp¸ yargılayıp¸ mahkûm etmeden önce¸ mutlaka anlaşmazlık konusu olan şeye bir de karşı pencereden bakmayı denemeli ve kendisini muhatabının yerine koymalıdır.

Dinleme ve Konuşmanın Niteliği

 Aile danışmanlarının çoğuna göre bugünkü aile içi iletişimin en büyük problemi "diğer tarafı dinlememektir. Eşler birbirlerini anlamak için dinlemelidir. Yapılan bir araştırmanın sonucuna göre insanlar birbirlerinin söylediklerini % 100 duysalar dahi¸ ancak % 65'ini dinlemektedirler. İnsanın¸ dinlediği her şeyi de anlamadığı hesaba katılırsa¸ kişinin muhatabının söylediklerinin ne kadar azını anladığı ortaya çıkar. İyi bir dinleyici olmak bilinçli bir çabayı gerektirir. Ayrıca eşler "tuzak kurucu dinleme" diye tanımlanan dinlemeden de kaçınmalıdır. Yani "Konuşsun da sözlerinin arasından hatalarını bulup onu bozayım." düşüncesinden uzak olunmalıdır.

 

 

 Eşlerin birbirlerini yanlış anlamamak için "aktif dinleme" yöntemini kullanmaları yerinde olur. Aktif dinleme¸ dinleyen kimsenin dinlediğinden anladığı şeyi tekrar edip¸ doğru anlayıp anlamadığını muhatabına onaylatmasıdır. Bu şekilde¸ konuşan eş doğru anlaşılıp anlaşılmadığını fark eder.

 

 

 Geniş bir kesimde yapılan araştırma¸ kadınların % 98'inin erkeklerden "daha fazla sözlü yakınlık" beklediklerini; en çok kızdıkları davranışın ise erkeğin dinlememesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kadınların % 70'i¸ artık durumu kanıksayıp¸ kocalarını (kapanıklıklarından) dışarı çıkarmaya çaba harcamadıklarını söylemişlerdir. Bu üzücü bir tablodur ve "hastalıklı" bir evliliğin kesin işaretidir. Oysa dinleme becerisinde ustalaşmak düşünüldüğü kadar zor değildir. Bu konuyla ilgili olarak aile danışmanlarının önerileri bize ışık tutabilir:

 Eşinizle konuşurken göz temasını sürdürün:

Bu¸ zihninizi başka yerlere sürüklenmekten korur ve eşinize¸ tüm dikkatinizi kendisine verdiğinizi anlatır. Eşinizle göz göze gelip dikkatinizi onda topladığınızda "Sen benim için önemlisin; sözlerin ve fikirlerin de…" demiş olursunuz. Onu dinlerken başka bir şey yapmayın. Eğer son derece ilginizi çeken bir şeyi okuyor¸ izliyor ya da yapıyorsanız eşinize bunu anlatın. Olumlu bir yaklaşım şöyle olabilir: "Benimle konuşmaya çalıştığını biliyorum ve bu ilgimi çekiyor. Sana tüm dikkatimi vermek istiyorum; fakat bunu şimdi yapamam. Bana şunu bitirmek için on dakika verirsen oturup seni dinleyeceğim." Eşlerin çoğu böyle bir ricaya saygı duyar.

Vücut dilini gözlemleyin:

Sıkılmış yumruklar¸ titreyen eller¸ gözyaşları¸ çatılmış kaşlar ve göz hareketleri¸ diğer kişinin hissettikleri konusunda ipuçları verir. Bazen sözler bir şey söylerken vücut dili başka bir mesaj iletir. Gerçekten onun ne düşündüğünden emin olmak için açıklama isteyin.

İlginizi beden dilinizle gösterin:

Eşiniz konuşurken onu özenli hareketlerle dinleyerek (mesela¸ dik oturup öne eğilerek) saygınızı gösterin. Bir aile olmanız ona karşı nezaketsiz davranmanızı gerektirmez. Nice yıldan sonra eşiniz sizin için herkesten fazla anlam taşıyacaktır.

Duyguları dinleyin:

 Kendi kendinize sorun: "Benim eşim nasıl duygular hissediyor?" Yanıtı bulduğunuzu düşündüğünüzde bunu onaylatın. Bu¸ ona duygularını açığa vurma şansı verir. Aynı zamanda onun söylediklerini dikkatle dinlediğinizi gösterir.

 

Bırakın eşiniz sözünü tamamlasın:

 Yakın zamanda yapılan bir araştırma¸ ortalama bir insanın¸ söz kesmeden ve kendi fikirlerini söylemeden yalnızca 17 saniye dinlediğini gösteriyor. Oysa aklınızdaki şeylerle sözünü kesmeye kalkmak ya da cümlesini tamamlamaya kalkmak iletişimi koparmanın en kestirme yoludur. Dinleyin¸ tekrar dinleyin. Ömür boyu evli kalmayı planladığınıza göre cevap vermek için bol zamanınız olacaktır. Dinlemek¸ en az konuşmak kadar önemlidir. Eşinizle konuşurken zihninizi bütün kişisel tercih ve ön yargılarınızdan arındırmaya çalışın. Eşinizi¸ kendi çerçevesine bağlı kalarak dinleyin. Bugün neler yaptı¸ ruhsal durumu nasıl? Kulaklarınız ve gözlerinizle onu dinleyin.

Duygularınızı dile getirin:

 Etkili iletişimin en önemli ve en kolay göz ardı edilebilen yönlerinden birisi¸ duyguların sade bir dille ifade edilmesidir. Duyguları dürüstlükle ifade etmek iyidir¸ ama kontrol altında tutmak daha iyidir. Eşinizin karakteri ya da kişiliği hakkında hiçbir zaman aşağılayıcı ifadeler kullanmayın: "Sen hiç…"¸ "Sen hep…"¸ "Sen yapmazsın"¸ "Yapmalısın" ve "Yapmamalısın" gibi sözcükleri lügatinizden tamamen çıkarın. O zaman sağlıklı iletişimin sırlarını çözeceksiniz